BAĞCIYI DÖVMEK Mİ AMACIMIZ?
Yukarı
BAĞCIYI DÖVMEK Mİ AMACIMIZ?
Ali Atak

BAĞCIYI DÖVMEK Mİ AMACIMIZ?

Bu içerik 296 kez okundu.

Eleştirmek bir yaşam becerisidir.

 


Sanattır.

 


Zarif biçimde yapıldığı zaman karşımızdaki ile aramızda köprü kurar.

 


İnsanların birbirini anlamasını, yakınlaşmasını sağlar.

 


Ancak bazıları “eleştirelim”derken karşısındakinin duygularının incineceğini dikkate almamakta, bazıları da “karşımdakinin duygularını incitmeyeyim”diyerek eleştirmekten, eksikleri ortaya koymaktan kaçınmaktadır.

 


Bir eleştiri genelde olumsuz olarak algılandığı için “yapıcı eleştiri”diye yeni bir kavram oluşturulmuştur.

 


Eleştirmek ve eleştirilmek sürecinin etkin olabilmesi, eleştiren ve eleştirilenlerin tutumu ile eleştirenin kalitesine bağlıdır.

 


Kırmadan eleştirmek için ilk yapılması gereken karşınızdakinin iki iyiliğini bulmaktır.

 


Günlük yaşamımızda bizim fark edemediğimiz, eğer şanslıysak çevremizdeki insanların fark ettiği kör noktalarımız vardır.

 


Gelişebilmek için bunların ayrımına varmak çok önem taşır.

 


Gelişmenin en önemli kurallarından biri mevcut durumu tespit etmektir. Eleştiriler kör noktalarımızı fark etmemizi sağlar. Bunlar fark edilmez ise bilinç dışı kayıtta kendilerini tekrarlamaya devam eder ve gelişmemizin önünde engel oluşturur.

 


Eleştirinin yeri, zamanı ve kıvamı

 


Kim gelişmek istemez ki! Öyleyse insanlar neden eleştirilmekten hoşlanmazlar?

 


Eleştiri; yargılayan, suçlayan, beğenmeyen veya saldırgan bir biçimde yapıldığı zaman karşı tarafta olumsuz etki yaratır.

 


Oysa maksat, üzüm yemektir. Bağcıyı dövmek değil.

 


Eleştiren kişi neden böyle bir tavır içinde olur acaba?

 


Elbette farklı nedenleri olabilir.

 


Bazı insanlar birilerini eleştirmenin doğru olmadığını düşünürler. Hata arayan konumuna düşmek istemezler.

 


Geliştirilmesi gereken tutum karşısında susarlar. Tepki almaktan korkarlar. Bazen de sorunun önemsiz olduğunu düşünürler.

 


– Başkalarının yanında eleştirilmemeli, eleştiri birebir yapılmalıdır.

 


– Eleştirecek durumu görüşmek için çok beklenilmemelidir.

 


– Yargılayan, küçümseyen, subjektif ve hedefe yönelik olmayan eleştiriler karşısında insanların moralinin bozulacağı ve karşı tarafa güvensizlik duyabileceği bilinmelidir.

 


– Öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duyguların onun verimliliğinin önünde engel oluşturabileceği, değişime ve gelişime karşı isteksizlik duyabileceği düşünülmelidir.

 


– Yüreklendiren, geliştiren, objektif ve hedefe yönelik eleştiriler karşısında insanlar kendilerini güvende hissedeceklerdir.

 


– Takdir edilmek, onaylanmak gibi davranışların kişileri gelişmeye yönelttiği hatırlanmalıdır.

 


Eleştirileriniz için durum değişikliği yapabilmek amacıyla öncelikle şu soruların cevabı bulunmalıdır

 


– Eleştirmenizin amacı nedir? Neyin değiştirilmesi veya geliştirilmesi amaçlanmaktadır?

 


– Bu eleştiri ile siz ne kazanacaksınız?

 


– Eleştiriniz ile karşı taraf ne kazanacaktır?

 


Yapıcı Eleştiri Eğitim Gerektirir.

 


“Eleştirmek güzel de, saygısızlık ne diye?

 


Yüreğimi koymuşum, heves kırmak ne diye?”

 


 “Oldu ki beğenmedin, olsun emeğim vardır,

 


Senin göremediğin belki de hikmet vardır.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2019 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.