KAİNATI UZAY GEMİSİ İLE GEZMEYE NE DERSİNİZ?
Yukarı
KAİNATI UZAY GEMİSİ İLE GEZMEYE NE DERSİNİZ?
İbrahim Ergün

KAİNATI UZAY GEMİSİ İLE GEZMEYE NE DERSİNİZ?

Bu içerik 1055 kez okundu.

 

Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, insanlar onların yanından dönüp bakmaksızın geçip giderler.(yusuf süresi 105.)

     Hakim-i Zülcelal’in bu ayetini kendimize rehber edinip onun birliğinin nişanesi olan  göklerdeki delillerini  güneş, gezegenler ve yıldızların kendi yörüngelerinde nasıl matematiksel hesaplarla yol aldığını görüp de bakmak için sizi gezegenimizin üzerinden alarak kainatın uçsuz bucaksız ufuklarında heyecanlı bir seyahate çıkaracağım.

 Uzay aracımıza binme zamanı.

  Yaşadığımız Kainatın derinliklerine doğru yolculuğumuz başlaması için kemerlerimizi bağlayalım.

Saniyede 11 kilometre hızla yer kabuğundan uzaklaşmaya başlıyoruz. Bu öyle yüksek bir hızdır ki, aracımız bizi yerçekiminin etkisinden kurtararak Güneş Sistemi’ne ve daha ötelere götürebilir.

    Evet, yolculuğumuz başlayıp sadece 2 saniye geçtikten sonra, Güneş’ten gelen zararlı ışınları süzen ozon tabakasına varmış bulunuyoruz. Yerden uzaklığımız şu an için sadece 20 kilometre.

    Yerden 100 kilometre uzaklaştık ve adına atmosfer dediğimiz mavi küremizi yaşanabilir kılan gaz tabakasını geride bıraktık. Artık ülkeleri değil, kıtaları ancak görüyoruz. Masmavi okyanusların üzerinde bembeyaz bulut kümelerinin, kıvrımlarla harika bir mozaik meydana getirdiğini seyrediyoruz. Ay’a ilk ayak basan ABD’li astronot Armstrong’un dediği gibi ‘’Tanrının azametini görüyorum’’ şuan.

      1.000 kilometre yukarıda. Dünyamızın kutup bölgelerindeki buz dağlarından yansıyan ışığın, okyanusların dev dalgalarından akseden koyu lacivert renklerle karışımından ibaret harika görüntüler dikkatimizi çekiyor.10.000 kilometrede ise Dünyamızın hem kendi ekseni etrafında döndüğünü hem de güneş etrafında döndüğünü fark edebiliriz.

       Güneş henüz çok çok uzağımızda. Etrafımızda zifiri bir karanlık var. Çünkü burada onun ışığını yansıtacak hiçbir şey yok. Etrafta müthiş derecede bir soğukluk hükmediyor. Termometre -270 dereceyi gösteriyor. Bulunduğumuz yerde, gece-gündüz, yukarı-aşağı, kuzey-güney gibi kavramlar anlamını kaybetti.

       1 milyon kilometre öteye gittiğimizde Güneş etrafında farklı hızlarda ama fevkalade süratlerde dolanıp duran başka gezegenleri fark ediyoruz. Güneşe doğru 100 milyon kilometre yol alıp biraz yaklaşsak da, ‘’ Güneş rüzgarları’’ adını verdiğimiz enerji yüklü parçacıklar önümüzü kesiyor. Güneşteki akıl  almaz fışkırmaları, girdapları, yakın uzaya korkunç hızlarla püsküren sıcak alevleri gördükçe, güneşe daha fazla yaklaşmanın akıl karı olmadığını düşünüyoruz. Güneşe uzaktan selamlayarak 1 milyar kilometre uzağa vardığımız halde hala Güneş sisteminin içindeyiz.

      Samanyolunu terk etmek pek öyle kolay görünmüyor. Artık sayı kümeleri  anlamını kaybetti. Matematik çaresiz…Milyar, trilyon kilometreler ehemmiyetsiz...Yardıma ‘’ışık yılı uzaklığı’’ denilen ölçü birimi yetişiyor.

      Milyar ışık yılı uzaklık birimine geçiyoruz. Geçmesine geçiyoruz; ama uzayın sınırlarına varmak ne mümkün! Bu yüzden de seyahatimize son veriyoruz. Çünkü buradan sonrası ‘’hayalin ötesi’’ demektir.   

 

Sende Yorumla...

2019 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.