ÜRETİCİ ÜLKE OLMALIYIZ, TÜKETİCİ DEĞİL!
Yukarı
ÜRETİCİ ÜLKE OLMALIYIZ, TÜKETİCİ DEĞİL!
Perinaz YAMAN

ÜRETİCİ ÜLKE OLMALIYIZ, TÜKETİCİ DEĞİL!

Bu içerik 359 kez okundu.

Tarım, ülkelerin ve toplumların kalkınmasında önemli rol oynar.

Küreselleşen ekonomik sistem, son dönemde gelişen ticaret savaşları, hızla değişen Pazar şartları tarımı daha önemli hale getirmiştir. 

Ülkemiz, bulunduğu jeopolitik konum, sahip olduğumuz su kaynakları, tarihsel geçmiş ve ekolojik çeşitlilik gerek hayvansal gerekse bitkisel ürünleri açısından ayrı bir öneme sahiptir.

 Tarım, toplumların gıda güvenliği, milli gelire katkısı, istihdam, sanayiye ham madde sağlaması, biyolojik çeşitlilik ile ekolojik dengeye katkısı ile ülkelerin gelişmesinde tüm Dünya’da vazgeçilmez öneme sahiptir.

Tarım sektörü ülkemizde bu bilinci yakalamış sayılamaz maalesef. Son günlerde ülkemizde yaşanan gıda fiyatları dengesizlik tarımın toplumlar üzerinde ki etkisini bir daha gösterdi. Tarım ürünleri ithalatımız her geçen gün daha da büyüyor ithal ettiğimiz ürünlerin tamamı ülkemizde üretilen ve planlama yapıldığı takdirde ihracatını yapabileceğimiz ürünler.

Türkiye tarım ülkesi teknoloji Ülkesi değiliz. Japonya ya da Güney Kore ile rekabet etme şansımız yok fakat tarım ürünlerinde markalaşarak Dünyada rekabet gücümüzü artırma şansımız oldukça yüksek. Dünyadaki stratejik ürünlerin başında gelen fındık, kayısı, Antep fıstığı, kuru incir gibi dünya pazarında söz sahibi olmak çok zor değil. Tarım ürünlerinde ihracat birim rakamımız 1,56 dolarken Avrupa da 5 dolara yakındır. Zeytinyağı dahil bu ürünleri bizden ülkemizden dökme alıp markasıyla satan ab ülkeleri bu ürünlerde söz sahibi maalesef.

 Ticaret savaşları gittikçe büyüyor, ülkelerin önceliği artık toplumların gıda güvenliğini sağlamak. Bu yüzden tarımda bağımsızlık ülkenin tam bağımsızlığına götürür. Tarım girdilerinde yerli üretim desteklenmeli ve markalaşma yolu açılmalı. Kurda ki yükselişler sonucu. Gübre, tarım ilaçları, tohumluk, tarım makineleri ve mazot gibi temel üretim girdilerindeki aşırı fiyat artışları, tarım işletmelerinin karlarını önemli ölçüde düşürecek. Bu durum bazı tarım işletmelerinin zarar etmesine yol açacaktır ve haliyle tarımsal üretimde daralma söz konusu olacak. Tarım, ülkemizde sadece fiziksel ve biyolojik çıktı üreten bir sektör olarak görülmektedir. Tarım, ekonomik ve sosyal gelişimin önemli bir parçası olarak görülmeli çünkü tarım sanayiye ham madde teminini yapmakla birlikte diğer taraftan diğer sektörlerde üretilen mal ve hizmetlere talep oluşturarak ekonomiye katkıda bulunmaktadır. Tarım girdilerinin neredeyse tamamı dövize endeksli ve büyük kısmı ithalata dayalı. Tarım sektörünün yüksek maliyetlerden kurtulması, sektörün büyümesi ve üretimin artması demektir. Tarımın büyümesi demek istihdamın artması, ihracatın artması demektir. Kaliteli üretim demek güvenli gıdanın toplumda yer etmesi demektir.

Tam bağımsızlık için yerli ve milli tarım projeleri bir an önce planlanıp gerçekleştirilmeli. Gittikçe kızışan ticaret savaşlarının bizleri nereye götüreceği belli değil.. Bu yüzden artık tarım ürünlerinde ithalatın konuşulması bile ülkemizde büyük hata olur.

Bu yazı için Mesleki ve iş yaşamındaki tecrübelerini bizimle paylaşan sevgili  Süleyman Hartavioğlu’ na teşekkür ediyoruz

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2019 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.