KOCA KOCA YAZILAR
Yukarı
KOCA KOCA YAZILAR
Ali Atak

KOCA KOCA YAZILAR

Bu içerik 520 kez okundu.

Bugüne değin hep başkalarının sorunlarını yazarak bazı yazılar yazarak sorunları yazmakla geçti onca sene
Pekte faydalı olmadığıma kanaat getirme noktasına geldim artık
Toplumsal sorunlardan tutunda herşey yakında yazmaya başladım
Sorunsuz bir şehir sorunsuz bir dünya için gazetemin bir köşesinde hafta da bir yazarak kendimce doğruları yazmaya özen gösterdim

Toplumun ilgisini çekecek bir konu hakkında, değişik pencerelerden bakmasına yardımcı olacak yazılar yazıyorsanız ne ala. Fakat bu aralar çoğunluğun yazıya dökülen söylemleri, şahıslara yanıt şeklinde vücut buluyor oldu, şöyle ki;
“Ağzı olan herkes konuşuyor, kalemi eline alan yazar olmuş, herkes her şeyin uzmanı olmuş, tevazu hak getire…” cümleleri ile başlıyor yazılar. Bir de ünlü yazarlar ya da düşünürlerden bir cümle de paylaştın mı fikrini destekleyen, o vakit haklılığın da tavan yapıyor sanırım.
Yazdığınız yazıları, konuştuğunuz konuları veya seçtiğiniz benzetme ifadelerini sadece hedef aldığınız kişi ya da kişiler okumuyor dinlemiyor haberiniz ola. Demem o ki; gençler, bayanlar, yaşlılar… Her kesimden insana ulaşabilen eserlerinizi paylaşırken, içinde olduğunuz kızgınlık anlarının tatsız meyvelerini sunuş tarzınıza dikkat ediniz lütfen! Her konuda tartışıp, öz fikrinizi ustalıkla paylaşabilirsiniz elbet, lakin çay ocağında sohbet eder gibi yazmayın bir zahmet. Kaçak güreşmekten şikâyetçisiniz, öyleyse siz de STK ile partileri özleştirmekten vazgeçin. Birbirinizi eleştirirken içinde bulunduğunuz değerli mesleği kötü sözleriniz ile incitmeyin. Mertçe her şeyin söylenmesi, isim verilmesi taraftarı olmuşsunuz, siz niye isim vermediniz? Kişi kendini biliyor diye mi? İki öğretmenin gazete üzerinden birbirlerine yazdıklarını okuyan biri sizin için ne düşünse iyi? Yoksa bu bir fikir zenginliği mi?
Seviyenin yerlere düştüğünü belirttiğiniz o benzetme yok mu hele! Okurken utandım! Ben yazıları yazdıktan sonra üzerinde oynamayı pek sevmem ilk ruhunu kaybetmesin diye. Fakat size tavsiyem; yazdıklarınızı okumanıza rağmen fark etmiyorsanız farklı kesimden bir kişiye okutunuz lütfen. Eşinize-dostunuza, ne bileyim bir arkadaşınıza ya da farklı bir mecrada çalışan kardeşinize… Kötü bir şey değil bu, bizler de yapmalıyız belki de. Ama siz yaparsanız kuvvetle ihtimal daha iyi olacaktır. Kızgınken yazdıklarınız, eleştirdiğiniz insanların vahim benzetmelerini sizin aracılığınız ile bir kez daha satırlara döküveriyor.
Her birimiz eleştiriye açık olunmadığını söyler dururuz, inanın kendimiz bu konuda daha başarısızız. Nüktedanlıktan uzak hicivlerimiz artık oldukça sıkıcı. Çünkü şahsa yönelik kavgacı tavrımızın yüzü çok düştü. Fikrinizi kabul ettirmeye çalışmayın, yorumunuz bizim için daha önemli.
Yazanların zengin bir kültür ve bilgi birikimi olmalı değil mi? Hepimiz yazmaya çalıştığımıza göre az çok kendimize güveniyoruz. Siz yazılanı direk üstünüze aldınız diye kalemi eleştirmek niye? Asıl olan fikrini sevmediğimiz, hoşnut olmadığımız kişinin satırlarını okurken bile gerektiğinde zihnimizde altını çizip, tebrik etmeyi bilmektir.
Güncel konuların kalıcılığı yok denecek kadar az. Akılda kalan kullandığınız bir ifade, özleştiğiniz bir cümle oluyor çoğu zaman. Aranızdaki sen mi ben mi yarışını mesele haline getirip, ince nüansları kaçırıyorsunuz derim.
Şimdi karşı tarafı mı bekliyoruz? Top bir o kalede bir bu kalede. Başımız döndü! Şehrimizde şu çalışma alanı içerisinde bizim kadar birbirini fütursuzca eleştiren bir meslek daha yok. Sonra değer görmüyoruz diye feryat figan etmeyin. Senin saygı duymadığına el niye duysun?
Oturup karşılıklı konuşmak varken ya da hadi karşılıklı oturmayı bırakın, bir telefon kadar yakın iken birbirinize, koca koca adamlar kötü kötü benzetmelerle köşe kapmaca oynamayı bırakın. Erkek odaklı seviyesiz cümlelerinizde, yöremizle bütünleşmiş nimetleri kullanmayın bir zahmet.
Koca Ragıp Paşa’nın beyiti ne de manidar! Unutanlara hatırlattınız, bilmeyenlerin öğrenmesine sebebiyet verdiniz. Biz güzellikleri görüp, kötü kötü benzetmeler yapanlar ayrı, bir de ona yer verip hatırlatan kısımları hadi okumadık sayalım. Sizler “gençler akılla, mantıkla, bilimle, özgür düşünce ile sanatla, edebiyatla buluşmadıkça gelişmiş bir toplum olmayacağız, olamayacağız” demişsiniz. Ne yazık ki fikirleriniz sadece satırlarınızda uyuyor, birbirinizle uğraşacağınıza şu yazdıklarınız için kendiniz de bir şeyler yapmaya çalışsanız. Bu şehir sizlerden birinin ismini bu şekilde duymalı. Buna çalışınız ki, bizler de sizleri örnek alıp, ilerleyelim. Keza gençlerle bizim kadar teneffüs eden başka bir meslek tanımıyorum. Sonunuz hayır ola

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2019 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.