?>

LOTUS AYAK  GELENEĞİ

Hamide Ablak

2 gün önce

Kadın her dönem her coğrafyada bir şekilde ezilmiş, zulme uğramış ve şiddete maruz kalmıştır.
“Kuru Pınar” adlı kitabımı yayımladıktan sonra “Ah keşke benim de hayatımı yazsaydın veya keşke annemin, keşke ablamın, ya da halamın, teyzemin, babaannemin veya anneannemin de” diyen sözleri çok duydum ve hikayelerini dinlediğimde her birinin insan yüreğini burkan acıları vardı. 
 Umut İpiltileri kitabımı yayımladığımda da çok daha fazlasıyla bu öyküleri duyuyordum. “Acaba diğer bölgelerde ya da dünya genelinde de kadınların durumu böyle mi, veya nasıldır? Öyküleri hep aynı mı, ya da bu kadar çok mu?” diye  düşünürken internetten kadına yönelik şiddetle ilgili makaleleri araştırdım, araştırırken kadına yönelik sayfalarca yazılabilecek şiddet çeşidinin var olduğunun ayrımına vardım. Ama ben bu yazımda sizlere gelenek adı altında insanlık dışı olan Çin’de lotus ayak (ayak bağlama) geleneğinden söz etmek istiyorum.
Bu trajik hadise Çin’de onuncu yüzyıldan yirminci yüzyıla kadar süregelen bir gelenek olduğu ve Beş Hanedan On Krallık döneminde başladığı tahmin edilmektedir. Ayak bağlama, özünde doğallığını yitiren ve de çok acı veren bir uygulama olmasına rağmen Çin’in hem elit hem de alt sınıf kadınların bu geleneği benimseyip hem de bin yıla yakın bir sürede uygulamaları akıllara durgunluk getiriyor.
 Çin’de, o zamanlar küçük ayakları soyluluk ve güzellik sembolü olarak niteleyen kadınlar, ayak bağlama geleneğine uymuş ve bu geleneği sadece kız çocuklarına uygulamışlar. Üç dört yaşlarındaki kız çocuklarının ayakları çeşitli otlar ve hayvan kanında bekletilip ayaklar yumuşadıktan sonra  ayak parmakları kırılıp parmaklar ayak tabanına doğru gelecek şekilde sıkıca bağlanarak küçültülmeye gidilmiştir. Bu uygulama vücutta kalıcı sakatlıklara yol açmış ve iki binden fazla kadının daha küçük yaşlarda öldüğü tahmin edilmektedir.
Hiçbir şey insan sağlığından ve yaşamından daha önemli olamaz, güzellik uğruna nice kadınlar bu geleneği uygulamakla sağlığından olmuş ya da yaşamını yitirmiş.
 Ayak bağlama ile değiştirilen ayaklara (ayaklar lotus tomurcuğunu andırdığından) lotus ayak denilmiştir. Ayak bağlama hem bir statü sembolü hem de kadınsı güzelliğin bir işareti olarak kabul edildiği ancak ayak bağlama, kadınların hareket kabiliyetini ciddi şekilde kısıtlayan ve ömür boyu sakatlıklara yol açan bir uygulama olduğu ve ayak bağlamadan kaynaklı, kadınların %10’unun kangren ya da enfeksiyondan öldüğü belirtiliyordu. 
  Ayak bağlama ile ilgili bir çok hikayenin var olduğu, bunlardan birinin de Güney Qi imparatoru Xiao Baojuan’ın eşi Pan Yunu'dur.  Narin ayaklarıyla ünlü Pan Yunu, altın lotus deseniyle süslenmiş bir zeminde çıplak ayakla dans ederken, imparator, “Her adımında lotus fışkırıyor!” sözleriyle hayranlığını dile getirdiği, bu hikayenin ‘altın lotus’ veya ‘lotus ayakları’ terimlerinin ortaya çıkmasına neden olmuş olabileceği tahmin edilmektedir.
 Ancak başka bir görüşe göre de ayak bağlama geleneği, Güney Tang İmparatoru Li Yu döneminde ortaya çıktığı. Li Yu sadece imparator değil aynı zamanda şair ve sanatçıdır da. Li Yu, cariyesi Yao Niang’dan ayaklarını beyaz ipekle hilal seklinde bağlamasını istemiş. Lotus üzerinde bağlı ayaklarının uçlarında zarif bir dans sergileyen Yao Niang’ in dansının beğenildiği dile çok getirilmesi elit tabakadaki kadınlar da  Yao Niang’i taklit etmeye başlamasıyla yayıldığı belirtilmektedir.
  Literatürde her ne kadar lotus ayak ya da ayak bağlama geleneği olarak geçiyorsa da aslında bir şiddettir, bir eziyettir, bir zulümdür. İnsan bedenine acı veren ve de anatomik yapısını bozan bu uygulama kız çocuklarının tam da gelişme döneminde koşup oynamaları hoplayıp zıplamaları gereken bir dönemde bu geleneğe uyarak çocuğun ayak kemiklerinden bazıları kırılıp ayağın sıkıca bağlanması çocuğu yatağa mahkum etmekte, hem de acı içinde kavranmasına sebep olmakta ayrıca ayak bağlama, kadınların hareket yeteneklerini kısıtladığından onları annesinin, kayınvalidesinin ya da eşinin yardımına muhtaç etmiştir. Bu da hem fiziksel hem de psikolojik rahatsızlığa yol açmıştır. 
Bu bir cehalettir. Her türlü şiddetin, eziyetin zulmün yok edilmesi için  eğitim şarttır. Eğitim, eğitim illa eğitim. 
  Ayaklarınızda hiçbir bağ olmaması, yaşamınızın şiddetsiz, sağlıklı, mutlu ve huzurlu geçmesi dileğiyle güzel günlere.
YAZARIN DİĞER YAZILARI