Ramazan kelimesinin bir anlamı da yaz sonunda ve güz mevsiminin başlarında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” demektir.
Ramazan ayının hakkını vererek ihya edersek elbette bizleri de manen temizler, arındırır. Ramazan ayını eğlence ayına çevirmek, ramazan denilince; pide, şerbet, ekmek, eğlence akla geliyorsa burada büyük bir sorun var demektir. Ramazan denilince oruç, ramazan denilince zekât, ramazan denilince kuran, teravih, infak gibi ibadetler aklımıza gelmiyorsa ramazanı anlamamışız demektir.
Her ne kadar Ramazan ayı, Allah tarafından mübarek kılınmışsa da, onun bereketinden istifade etmek Müslüman"ın iradesine bırakılmıştır. Değerlendiren için Ramazan bulunmaz bir hasat mevsimi, maddî ve mânevî bir arınma iklimidir. Ramazan"a yetiştiği hâlde onun kadrini ve kıymetini bilmeyen biri içinse, kaçırılmış bir fırsat hatta bir vebal olacaktır. Hem de Rahmet Elçisi"ne, “Ramazan ayına girdiği hâlde günahlarını affettiremeden bu ayı tamamlayan kişinin burnu yerde sürünsün!” dedirtecek kadar!...
Ramazan ayını nasıl değerlendirelim?
Öncelikle günahlarımızın bağışlanması için Allah’a samimi bir şekilde tövbe etmeliyiz. Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan ayının ilk gecesi olunca, şeytanlar ve azgın cinler zincire vurulur, cehennem kapıları kapatılır ve hiçbiri açılmaz. Cennetin kapıları açılır ve hiçbiri kapanmaz. Sonra bir (melek) şöyle seslenir: Ey hayır dileyen, ibadet ve kulluğa gel! Ey şer isteyen uzatma, günahlarından vazgeç!’ Allah’ın bu ayda ateşten azat ettiği nice kimseler vardır ve bu Ramazan boyunca her gece böyledir.” (Tirmizî, Savm,1) buyurmuştur.
Bu ayda nazil olup bu ayı kıymetlendiren hayat kıtabımız Kuran-ı Kerim’i bol bol okuyup anlamını fehm etmek adına çaba göstermeliyiz. Özellikle camilerde okunan mukabelelere katılım gösterelim.
Beş vakit namazlarımızı camide cemaatle kılmaya özen gösterelim. Peygamber efendimiz Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir.”(Müslim) buyurmaktadır. Teravih namazını ihmal etmeyelim. Bakın ne diyor Sevgili Efendimiz (s.a.v.): "Her kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan'ı ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari, Müslim) imam Nevevî,"Ramazanı ihya etmenin, teravih namazını kılmakla hasıl olduğunu" söyler.
Bütün bedenimizle oruç tutmalıyız. Gözümüzü haramdan, dilimizi gıybetten koruyarak oruç tutmalı. Peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Nice oruç tutanlar vardır ki orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz. (İbn Mace) buyurmuştur. Başka bir hadislerinde: Yalan söylemeyi ve yalan ile amel etmeyi bırakmayanın yemeyi, içmeyi terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, Savm, 8) buyurmuştur.
Oruç sabır ayıdır. Mükafatı ve hayrı çok olan bu ibadete halel getirecek, zarar verecek her hareketten uzak durmalıyız. Ebû Hüreyre"den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Oruç bir kalkandır. Oruçlu, saygısızlık yapmasın, kötü konuşmasın. Eğer biri kendisiyle dövüşmeye veya sövüşmeye kalkışırsa, iki defa, "Ben oruçluyum." desin…”( Buhari)
Ramazan fakirleri hatırlamak zekat, fitre ve sadakalarımızla onları mutlu edeceğimiz bir aydır. Peygamber (s.a.v.) insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu anlar ise Ramazan’da Cebrail (a.s.)’in kendisiyle buluştuğu zamanlardı. Cebrail (a.s.) Ramazan’ın her gecesinde onunla buluşur ve onunla Kur’ân’ı müzâkere ederdi. İşte bundan dolayı Resûlullah (s.a.v.) hayırda, rahmet yüklü rüzgârdan daha cömertti. (Buhari, Bed’ü’l-vahy, 1)
Duaların makbul olduğu bu ayda başta Gazze’li kardeşlerimiz olmak üzere ümmet coğrafyasında zulüm altında inleyen kardeşlerimize dua etmeyi ihmal etmeleyim. Özellikle de iftar anında yapılan duaların kıymetini bilelim. Hz. Peygamber (s.a.v.) iftar ederken şöyle dua ederdi: “Allahım, Senin rızan için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açtım.” (Ebû Dâvûd, Sıyâm, 23)
Rabbim bu mübarek ayı en iyi şekilde değerlendirmeyi bizlere nasip etsin. Hayırla kalın.