YOKLUK UTANÇ VE KARABORSA YOLLARI
Yukarı
YOKLUK UTANÇ VE KARABORSA YOLLARI
AYTEKİN ALPTEKİN

YOKLUK UTANÇ VE KARABORSA YOLLARI

Bu içerik 52 kez okundu.

Sevgili dostlar

Korona gündeminden kurtulmak ve bazen de içinde olduğumuz duruma şükretmek amacıyla sizlerle bir nostalji yaşamak istiyorum.

Bunu neredeyse yaşı 50’inin üzerine olan tüm Batmanlılar hatırlar.

Yıl 1975’li yıllar idi…

Bu yıllar ülkemizin en zor yılları olarak tarihe adını yazdırmıştır.

Yokluk yılları…

Benzin yok, yağ yok, şeker yok, tüp yok, çay yok, salça yok, sigara yok, kahve yok, ekmek yok, un yok yani temel gıda maddelerinin birçoğu yok…

Aslında var ama yok!

Çünkü bütün bu ihtiyaç listesi karaborsacıların elinde saklıydı depolarda kitleniyor, sonraki gün nasılsa zam gelir iki katına satarım mantığı tüccarlar ardında en yaygın düşünceydi, kim takar vatandaşı!

Ve aynen de öyle oluyordu, diğer gün herşey bir kat zam alıyordu hem de öyle az buz değil iki üç katı fiyata çıkıyordu temel gıda maddelerindeki artış korkunç bir şeydi.

Halk perişan ve  işsiz her gün grevler tartışmalar kavgalar siyasi çıkmazlar o bunu suçluyor şu bunu ya sağcı ya solcu ama  ezilen yokluk çeken halk idi.

Kimsenin umurunda bile değildi, halk alım gücü yok aç kalmış susuz kalmış hasta olmuş kimin umurunda kimsenin hiç bir siyasetçinin o dönem halk umurunda bile değildi, seçimden seçime gelir kimi  fotör sallar kimi şapka salar biraz balı konuşma sonra kim kime dum duma!!!

Yani halk kaderine terk edilmişti o yıllar...

Düşünsenize evde yağ bitiyor hiç bir bakkalda yok, elimize fincan kapı kapı dolaşıyorduk “acaba biraz yağınız var mı?

Acaba biraz şeker alabilir miyim?

Acaba tuzunuz var mı?

Yemeğin yarım kaldı ocağınızı kullanabilir miyim?

Bir kalıp sabunuz var mı komşu?”

Bunları benim unutmam mümkün değil o anları kim yaşarsa yaşasın unutamaz...

Düşünsenize şimdiki yaşantınızı Ve o zamanki yaşantıyı!

Sadece o da değil çeşmelerde su yok bahçelerde tulumba var, su ihtiyacı kuyulardan karşılanıyor, çeşme altyapı adına bir şey yok, tuvaletler dışarıda açılan bir kutunun üzerine inşa edilmiş bir kulübe banyo yok,  evin bir odasının bir köşesi banyo yapma yeri işte dışarıda su kazanı yakılır su kaynatılır ibrikler dolar falan filan.

Çok zor koşullar altında bir yaşam kadınlar işleri yetiştirmez akşama kadar çamaşır bulaşık yemek çocuk bakımı tamdır ekmek yani annelerimize ne kadar dua etsek azdır ..

Okul başlı başına bir sorun ilk okulda sıralarda 4 kişi, sınıfta 50 kişi olur kara tahta tebeşir.

Kışın soba kurulur odun yok, herkes kendi evinden birer odun alır gelir soba öyle yanardı sınıfta, defter, kalem var kitap yok 5 kişiye bir kitap düşüyordu.

Ayaklarda yazın klaş (laylondan ) kışın  çizme siyah önlük beyaz yaka siyah fermuarlı çanta beslenme saati gelince arkamıza yaslanır  nemdiler çıkar önümüze bir parça ekmek ve kuru üzüm ..

Şimdi düşündüğümde Ya Rabbi çok şükür diyorum nasıl büyümeyi bakarmışız biz...

Caddeler sokaklar çamur içinde, su dolu çizmelerle bile zor geçiyoruz hatta bazen geçemiyoruz büyükler gelip bizi taşıyordu karşıya yani okula gitmek bile bir sorundu bizim için ama gidiyorduk ve okuyorduk...

Evde kahvaltı da bir yumurta biraz yağ ve bol çay ve peynir kral kahvaltısıydı!

Akşama bulgur ve türlü genelde aynı tarife goşt u savar.

Yemek sonrası dersler sonra radyo açılır haberler ardından radyodan canlı yayımlanan tiyatro “arkası yarın” dinlenir yaz ise karpuz kesilir kışın portakal soyulur Ve pür dikkat herkes radyo dinlerdi.

Radyo kapandığı yatma vaktidir artık lamba söner ve uykuya dalardı herkes sabah ezanı ile büyükler kalkar kahvaltı hazırlar bizi de uyandırırlardı gün başlıyordu karanlık ta okul yolunu tutar anca varılırdı..

Babalar da işe çoktan gitmiş okurlardı

Gelelim hastanelere; SSK Batman'ın ilk hastanesi idi doktora görünmek sıra almak çok çileli bir işti sabahın 5’inde evden çıkıp sıraya girmek gerekiyordu, bazen bu bile yetersiz kalıyordu başka bir gün tekrar uyanıp sıraya girmek gerekiyordu sonra doktor sırası başlıyor doktor yoğunluktan sizi görmezdi. Bile neyin var, diye sorar şikayetine göre ilaçlar yazar yollardı, ne muayene ne başka bir şey ne de tahlil ilaç kuyruğu da bir başka meseleydi saatlerce sıranın size gelmesini beklerdiniz…

Bazen yazılan ilaç biter alamazsınız!

Bazı doktorlar da hastayı dışarıdaki özel yazıhanelerine davet ederdi, gel orda bir bakalım diye mecbur gider peşin muayene ücreti öderdi.

Ufak bir apandisit ameliyatı içim bıçak parası altında özelden dünya para alırdı parayı veren sağlığına kavuşurdu yani kim ölmüş kim kalmış buna para karar verirdi, paranız yoksa siz  öldünüz demekti!..

Şimdi böyle ambulans gecikti diye şikayet ediyoruz ya o zamanlar ambulans yoktu zaten bir tane vardı o da çalışmıyordu hastanızı taksi ile acile yetiştiriyordunuz.

Şimdi ambulans uçak kaldırıyor ülkemiz bir hastası bir can için.

Şimdi o yıllar aklıma  geliyor ve utanç içinde mahcubiyet içinde kalıyoruz meğer ne çok çile çekmişiz ne çok hizmetten güzellikten uzak bırakılmışız, ne çok geri bırakılmışız ne de çok kandırılmışız…

Şimdi çok iyi durumdayız Elhamdülilah, her türlü yiyecek ve içecek ve suyumuz alt yapımız yolarımız var.

Evet enflasyona hala bir çare bulamadık tek hanelere çekemedik maalesef ama o da inşallah olur ve hayat şartlarımız biraz daha düzelir ekonomimiz düzelir.

Şimdi ki gençlik tabi ki bu yazdıklarımı  anlamaz çünkü yokluğu görmediler bilen bilir Allah bir daha bize o yokluk ve karaborsa yıllarını yaşarmasın amin ..

Sevgili dostlar

Rahmetini Kemal Sunal, filmlerde o yıları gayet iyi bir şekilde canlandırmış ve filmleri de o yıllarda çekmiştir o sahneleri biz gerçekte yaşadık hayatımız yokluklar ve kuyruklarda geçti ben, ülkemizin son yılarda ne kadar yol aldığımın farkındayım çok şükür o kara yılları  geride bıraktık.

Hayata her şeyin kıymetini bilmek lazım abartı dan israftan uzak durmalıyız ve şükür etmeyi bilmeliyiz.

Kıymet bilelim, şükredelim.

Hoş çakalın..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2020 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.