COVİD-19 BELASININ BİZE ANLATMAYA ÇALIŞTIKLARI-1
Yukarı
COVİD-19 BELASININ BİZE ANLATMAYA ÇALIŞTIKLARI-1
Yazar Ekrem Turgut

COVİD-19 BELASININ BİZE ANLATMAYA ÇALIŞTIKLARI-1

Bu içerik 713 kez okundu.

Değerli Batman Gazetesi okuyucuları! İkinci yazımla tekrar sizinleyim. Bu vesile ile öncelikle Allah’a şükreder, sizinle tekrar görüşme imkânı veren Batman Gazetesi ailesine en derin kalbi duygularımla saygılarımı sunarım.

Sayısını kimsenin tam olarak bilemediği ama milyarlarla ifade edilen gezenleri kapsayan bu kâinatta sıradan bir büyüklükte olan güneşin ona yakın uydusundan biri olan dünyada sayısız çeşitlilikte ve farklılıkta canlılarla birlikte yaşıyor insanoğlu. İnsanlar da diğer canlılar gibi acıkır, tadar, üzülür, acı çeker ve sevinir. Ancak insanı diğer canlılardan ayıran çok müthiş bir yeteneği vardır. Düşünmek, düşünebilmek… Bu yeteneği sayesinde insan iyiyle kötüyü ayırt eder ve özgür iradesiyle tercihini yaparak kendisini iyiler veya kötüler kategorisinde konumlandırır. Bu yeteneği ve tercihi nedeniyledir ki hukuki bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Kötüyü tercihine karşılık ceza alırken diğer yandan iyi tercihlerinden dolayı da mükâfatı hak eder. Siz hiç hemcinsine çifte attı diye cezalandırılan bir at, veya sürüdeki diğer aslanı ısırdı diye hapse mahkum edilen bir aslan duydunuz mu? Hayır… Zira onların hareket ve eylemleri akıl, düşünce ve muhakeme süzgecinden geçmemektedir. İşte insanı diğer canlılardan ayıran en önemli yanı, eylemlerini akıl süzgecinden geçirebilme ve olayları yorumlayarak doğru tercihte bulunabilme yeteneğine sahip olmasıdır. Bu nedenledir ki eylemlerini ve olayları akıl süzgecinden geçirmeyen ve iyiden yana tercihte bulunmayanlar (Yoksa Sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır (gerçeği dinleyip anlar ve vicdanına uyar) mı sanıyorsun? Oysa onlar ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar (tuttukları) yol bakımından daha şaşkın (aşağı)dırlar. Furkân suresi, 44) ayetinde de belirtildiği üzere düşünce yeteneğinden mahrum hayvanlardan dahi daha kötü bir seviyede konumlandırılmıştır.

Bu nedenle başımıza gelen olayları akıl süzgecinden geçirip gerekli dersleri almaya çalışmak, en önemli görevimiz olmalıdır. Biz bu hayatı sadece yeme-içme ve çoluk-çocuk sahibi olup mal biriktirme arenası olarak görmek yerine yaratılışın temel gayesine uygun olarak Yüce Allah’ın rızasına erme fırsatı olarak kullanmamız gerekir. Son yüzyılın en büyük sosyolojik olaylarından olan corona salgınını bu zaviyeden okuyunca çok önemli bazı sonuçlar elde edilebilir. Bu sonuçları kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

  1. İnsanlık olarak gözle göremediğimiz için yaratıcıyı yok sanan bir akım yaygınlaştı. Ancak gözle görülmeyen bir virüs ile çaresiz kaldık. Ama gözle görülmüyor diye kimse bu virüsün olmadığını iddia etmedi.
  2. İnsanlık olarak sayısız nimetler içerisinde yüzmemize rağmen bu nimetlere ve nimeti veren Yüce Allah’a karşı katmerli bir şekilde nankörlük ettik. Ancak küçük bir virüsün ortaya çıkmasıyla elimizden aldıkları nimetlerin ne kadar da çok olduğunu sonradan fark ettik.
  3. İnsanlık olarak dünya hepimize yetecek kadar gerek kaynak gerekse de nimetle dolu iken bazılarının açgözlülüğü ve doyumsuzluğu nedeniyle bazı insanlar en acısı da çocuk ve kadınlar gece aç yatıp, yersiz ve yurtsuz bir şekilde soğuk ve nemli yerlerde hayatlarını kaybediyordu. Virüs söz konusu bu insanların intikamını alırcasına insanlığı sermayesinden vurarak küresel anlamda milyarlarca doların kaybedilmesine ve birçoğumuzun aile fertlerine bile sarılamayacak hatta vefat edenlerin cenazelerine bile katılamaz hale gelmesine sebep oldu.
  4. İnsanlık olarak güçlülerin daha da güçlü olmak ve dünya kaynaklarını kimse ile paylaşmadan sömürmek amacıyla kışkırttıkları savaş aleviyle binlerce insan, kendine ve çoluk çocuğuna güvenli bir yurt bulma amacıyla kendilerini tüm tehlikenin farkında olmalarına rağmen denizin azgın ve soğuk dalgalarına atmaya mecbur etti. Bu virüs de bizi neredeyse aynı hale getirdi ve fakir zengin gözetmeksizin hepimize güvenli yurt arayışına mecbur bıraktı.
  5. Geçici dünya menfaati ve ceviz kabuğunu doldurmayan nedenlerle birbirinden uzaklaşıyordu insanlar. Kardeş kardeşe, karı kocaya, evlat ana babaya, komşu komşuya küskün ve dargın durabiliyordu. Ancak virüs, birlikte rahatça sohbet etmenin, eş dostu ziyaret edebilmenin, sıcak bir tokalaşmanın ve sevgi dolu bir kucaklaşmanın tadına hasret bıraktı bizi.
  6. Son olarak insanlık bu dersleri alıp ona uygun yeni bir tercihte bulundu mu veya bulunacak mı? Bu virüs olayından acaba insanlık olarak gerekli dersi alabilecek miyiz? Yoksa bunu da görmezden gelip hayatın olağan bir olayı olarak görüp kör ve sağırı oynamaya devam mı edeceğiz? Devamında görüşmek dileğiyle…

 

 

Sende Yorumla...