“ALDATAN”LARDAN MIYIZ?
Yukarı
“ALDATAN”LARDAN MIYIZ?
Ekrem Tok

“ALDATAN”LARDAN MIYIZ?

Bu içerik 98 kez okundu.

Bir hadiste şöyle buyruluyor: “Bizi aldatan bizden değildir.”
Bu hadiste “biz” den kasıt “Müslüman’lar” dır. Elinden ve dilinden herkesin emin olduğu, kimsenin zarar görmediği Müslüman.
Aldatma; yalan söyleme, verilen sözü tutmama, ihanet etmek, sadakatsizlik etmek, birinin üzerinden kazanç sağlamak, kandırmak anlamlarına gelir. Bu tanıma göre Müslüman insan bu tanımların hiçbir yerinde, uzağında, yakınında olmamalıdır. Peki aldatan kişi bizden değilse kimlerdendir? Kuran’da birçok ayette “aldatma”nın münafıkların bir özelliği olduğu vurgulanıyor. “Münafıklar; Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir…” (2:9)
Peki günümüzde bizler fert olarak bu “aldatma” kavramının neresindeyiz?  İçinde miyiz, dışında mıyız? Kendimizi hiç sorguluyor muyuz acaba?
Benzin ve motorine katkı maddesi koyup satmak “aldatma” değil midir?
Kıyma yapma adına etin içine hayvanın derisini, ciğerini, kıkırdaklarını koymak “aldatma” değil midir?
Sütün içine su katıp süt diye müşteriye satmak “aldatma” değil midir?
Birinci kalite bulguru ve ikinci kalite bulguru karıştırıp birinci kalite fiyatından satışa çıkarmak “aldatma” değil midir?
Eski mahsul fasulye ile yeni mahsul fasulyeyi karıştırmak “aldatma” değil midir?
Bitkisel yağlara tohum yağları, pul bibere ve siyah çaya gıda boyası karıştırmak “aldatma” değil midir?
Hazır dana köfteye, tantuniye, tavuk dönere at ve eşek eti katmak “aldatma” değil midir?
Hazır yoğurda ve tereyağına bitkisel yağ, jelatin katmak “aldatma” değil midir?
Takviye edici gıdalara sildenafil (vücuda zararları olan bir madde) katmak “aldatma” değil midir?
Örnekler o kadar çok ki saymakla bitmez. “Aldatma” eylemi münafıklığın işareti ise münafığın Allah katındaki yeri, konumu nedir? Cevabı yine Kuran veriyor: “Şüphe yok ki münafıklar cehennemin alt katındadırlar.” (4:145) Müslüman kardeşini aldatmanın nihai cezalarından biri cehennemdir. Hem de cehennemin en alt katıdır. 
Gerçek ve samimi Müslüman olmak istiyorsak; insanları, din kardeşlerimizi kandırmayalım. Onlara hile yoluyla mal satmayalım. Bu dünyada insanları kandırabiliriz; ama bizi daima gören, bize şah damarımızdan daha yakın olan Allah’ı kandıramayız. Ayrıca aldatma yoluyla kazandığımız para da helal olmaz. O parayla evimize götürdüğümüz nimetler de helal olmaz. Çoluğumuza çocuğumuza haram lokma yedirmiş oluruz. Haram yiyen insan, daha büyük haramlara yönelmeye başlar. Yani elimizle kendimizi ve ailemizi ateşe atmış oluruz. Halbuki Allah bizden ne istiyor? Yine Kuran’a kulak verelim: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” (66:6) 
“Beşer şaşar.” derler. Biz de şeytana aldanıp da bugüne kadar Müslüman kardeşimizi kandırmışsak, aldatmışsak ne yapmalıyız? Bu konuda peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Her insan hata yapar. Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir.” Tövbe etmek için özel bir törene veya kutsal bir mekana gitmenize gerek yoktur. Bulunduğunuz yerde ellerinizi açıp: “Allah’ım bugüne kadar insanları kandırıp evime haram lokma götürüyordum. Yaptıklarımdan dolayı çok pişmanım. Beni affet, beni bağışla. Bir daha böyle davranmayacağıma söz veriyorum.” dememiz yeterlidir. Önemli olan tövbe ettikten sonra bir daha aynı hatayı, aynı günahı işlememektir. Zaten akıllı insan şöyle düşünür: “Üç günlük dünya menfaati için beni cehenneme götürecek davranışlardan uzak durmalıyım. Buradaki hayatın bir sonu var. Dünya hayatı öyle ya da böyle son bulacak. Ama diğer taraftaki hayatın; cennet ve cehennem hayatının bir sonu yok.”
Kuran’ın birçok yerinde Allah, biz insanlara “aklımızı” kullanmamız gerektiğini söylüyor.
Hesabını iyi yapanlardan, Aklını doğru kullananlardan olmamız dileğiyle.

 

Sende Yorumla...