LÜKS YAŞAM VE TÜKETİM ÇILGINLIĞI
Yukarı
LÜKS YAŞAM VE TÜKETİM ÇILGINLIĞI
Turhan Kartal

LÜKS YAŞAM VE TÜKETİM ÇILGINLIĞI

Bu içerik 606 kez okundu.

Merhaba sevgili okuyucular,  bu haftaki yazımda insanların tüketim alışkanlıkları üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. Malumunuz, insanların temel ihtiyaçlarından biri olan yeme-içme bir zamanlar gerçekten sadece ihtiyacı karşılayacak nitelikteydi. Hem imkanların kısıtlı oluşu hem de insanların har vurup harman savuracak lüksü olmadığından bu böyleydi.

Lakin sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin getirdiği imkanlar artık yeme içme alışkanlığını sadece bir ihtiyaç olmaktan çıkararak, bu alışkanlık biçiminin statü göstergesi halini almasına bile neden olmuştur. Nerede ve ne yediğimizin bir öneminin olmaması gerekirken ne yazık ki, artık insanların kendini var etme kodlarından biri haline gelmiştir.

Bu durum gösterişli sofralar, pahalı olduğu kadar lezzetli olmayan, fakat markalaştığı için insanları cezp eden, hormonlu birçok mekanlar artık maalesef insanların zenginliğini haykırmanın bir aracı haline gelmiş durumunda.

Bu bağlamda konuyu şu yöne çekmek istiyorum. Pandemi sürecinde hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasından dolayı, cuma akşamı eşim ve çocuklarımla birlikte alışveriş merkezine gidip şahit olduğum çılgınca alışveriş, beni bu konuda düşünmeye sevk etti. İnsanlar sanki ihtiyaç malzemeler almayı bahane ederek, çılgınlar gibi market raflarında bulunan gıdaları boşaltmak, ellerindeki market sepetlerini kim daha önce tıka basa dolduracak yarışına girmiş gibilerdi. İnsan sanki alışveriş yapma şansı bir gün ile sınırlandırılmış hissine kapılıyordu bu manzara karşısında. Oysaki yasak günlerinde bile, Batman’da gıda sektöründe hizmet veren esnaflar açıktı.

Bir yandan herkes en iyisini, en kalitelisini, en tazesini, en fazlasını, en benzersizini, en şah şallısını sofrasında görebilmek için çılgınlar gibi yarışırken, diğer yandan akşam sofrasını kurabilme sıkıntısı yaşayan ev hanımları, evine akşam ekmek götürebilmek için saatlerce ekmek kuyruğunda beklemek zorunda kalan yaşlı fakir insanlar, pandemi süresince siftah dahi yapmadan dükkânı kapatıp evine ekmek götürme telaşında olan vatandaşları düşünüp bir anda duygu seline kapıldım.

Maalesef paylaşmayı aklımıza dahi getirmiyoruz. Böylece ortaya çıkan tablo Ahmet Kayanın bir şarkısında dediği gibi, “yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe” oluyor.  Bu tabloya tanık olduktan sonra iştahlı bir şekilde gittiğim alışverişten kendimce bir özeleştiri yaparak, eli boş dönmeyi daha doğru buldum.

Zevk olsun diye alışveriş merkezlerine gidip aslında hiç aklımızda olmayan bir ürünü ihtiyaç haline getirmektense, bir fakiri soframıza ortak edip hayır duasına mazhar olmayı tercih etmek, inanın bir yıllık alışverişin vereceği hazzı ziyadesiyle karşılayacak maneviyatta.

Sahip olduğumuz her şeyin aslında bizim olmadığını, tek sahibinin Allah olduğunu ve bizi buna sahip kılmasının nedenini, diğer insanlarla paylaşmak olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Üzülerek söylüyorum ki, bölgede ve Batman’da her geçen gün çoğalan lüks alışveriş merkezleri, bilinçsiz tüketim kültürünün boyutunu gösteriyor. Tüketim çılgınlığı, özellikle televizyon, internet gibi iletişim araçlarını kullanarak, reklamların aracılığı ile bilinçaltımıza girip hepimizi tüketime özendirmektedir.

İnsanlar az para ödeyerek uzun vadede taksitler yapılınca, sanki ücretsizmiş gibi ihtiyacı olmazsa bile alışverişi yapmaya teşvik edilmekte. İnsanoğlu böylece alışveriş yaparak daha fazla tüketerek mutlu olduğunu zannediyor ama ne yazık ki, israf girdabına girmekten öteye bir şey olmuyor. Yukarıda belirttiğim gibi, hem lüks yaşıyoruz hem de bilinçsiz tüketiyoruz Batman’da son birkaç yıldır ismini dahil bilmediğimiz lüks araçlar, belki de rüyada göremeyeceğimiz trilyonluk villalar, devasa alışveriş merkezleri ve bunun yanında dengesiz artan ev ve dükkan kiraları, abartısız söylüyorum; bu plansız büyüme imkanlar çok iyi olmazsa bile, kapıldığımız sözde lüks yaşam başımı döndürmeye başladı.

Yazımın başında belirttiğim gibi bilinçli tüketip paylaşımcı olmalıyız. Emin olun ki, insan sürekli almakla değil paylaşmakla mutlu olur. Unutmayın ki, kıyıya vurmuş milyonlarca deniz yıldızından birini bile alıp denize fırlatmak, çok şey değiştirmez gibi görünüyor ama denize fırlatılan deniz yıldızı için çok şey değiştirir…

Sende Yorumla...