HAFIZALARDAKİ İNTİBA
Yukarı
HAFIZALARDAKİ İNTİBA
Halit Biliz

HAFIZALARDAKİ İNTİBA

Bu içerik 200 kez okundu.

Bir şehri gezip gördüğünüzde hafızanızda o şehrin manzarası, şehre ilk giriş yeri, parkları, bahçeleri, modern binaları, insanlarını, yemeklerini ömür boyu taşır ve herkese hafızanızda kalanları anlatırsınız.

Gittiğiniz yerin aslında bir nevi elçisi oluyorsunuz.

Bu örnekle şimdi bir düşünelim, yabancı birinin Batmana gelişini ve gördüklerini nasıl aktaracağını, hafızasındaki Batman’ı düşünelim.

Eğer misafir uçakla geliyorsa Havaalanından Batman’a kadar düzgün bir çift yol, etrafındaki o güzel yeşillikleri görecek. Akabinde Sanayiye doğru gelirken sanayi sitesindeki düzensizliği fark edecek ve hemen sanayiden sonra mantar gibi iç içe geçmiş binaları görecek. Belki de o binalar Batmanın gelişen ve büyüyen şehir örneği olacak.  Daha sonra eski Devlet Hastanesine kadar gelecek olan misafirimiz eski hastanenin çürümüş ve eski yapısından dolayı neden böyle bırakıldığını içinden düşünecek. Tam bunları düşünecekken alt geçit olmasına rağmen üstten yani eski Devlet Hastanesi kavşağındaki o saçma sapan trafik sıkışıklığını görecek. Milyonlarca lira para harcandı ama inanın değişen bir şey olmadı, yine uzun araç kuyrukları yine ışıklardaki sıkışıklık o eski hali hatırlatan keşmekeşliği görecek. Akabinde Valiliğe kadar gelirken devasa bulvar, lüks binalar ve iş merkezleri, sağlı sollu ağaçları görecek ve Batmanın gerçekten gelişmiş ve büyümüş olduğunu tam anlamıyla kavrayacak. Misafirimiz 3 dakikalık bulvar yolunu 15 dakika sıcaklar içinde geçirirken farz edelim Hasankeyf’e gideceğinden Ahmed Arif yolunu kullanacak. Evet, henüz bitmemiş ama bitmediğinden şimdiki halini ele alırsak toz-duman içinde kısa mesafeli yolu yine 5-10 dakika fazla zamanla geçecek.  Akabinde şehrin sonuna kadar bak baka Batıraman yol kavşağına gelecek ve yolun sağında solunda yapılan yeni binaları görecek. Biraz daha hızlı ilerlersek Batman’a gelen ve Hasankeyf’e giden misafirimiz aklında hep aynı şey kalacak.

“Batmanlılar bina dikmeyi biliyor ama ağa dikmeyi bilmiyorlar…”

Diye düşünüp duracak…

Evet, koca şehirde hafızalarda kalacak tek şey, bıraktığımız intiba ‘ağaç ve yeşilliğe önem vermeyen şehir’ olasılığıdır.

Birde düşünün bu kez başka bir misafirimiz bu kez Diyarbakır’dan Batman’a aracıyla geliyor. Yine Diyarbakır’dan Batmana kadar yol güzergahında tek ağaç yok, Allah için tek bir ağaç yok.

Şehre girecek tek bir yol, küçük bir köprü, köprünün sağ kısmında moloz yığınları, izbe binalar, ne olduğu belirsiz yapılar…

Yine her tarafta toprağı öldüren suyu israf eden mısır tarlaları…

Yine ağaç yok.

Otogara varmadan zikzaklı beton bariyerli polis noktası…

Şehre gelecek ve cadde ortasındaki ağaçlardan başka hiçbir yerde ağaç göremeyecek.

Hele ki farz edelim bu misafir Batman Üniversitesine gidecek.

Bakacak ki şehrin eski mahalleleri ve yine beton yığınları.

Batıraman kampusuna giderken göreceği manzara daha kötü!

Evet, benzer bir paylaşım vardı, Batman Çevre Gönüllüleri Derneği acil çağrı yaparak ağaç fakiri Batman’da elde avuçta kalmış birkaç ağacın daha ölmemesi için çağrı yaptı.

Çağrıda “Batman üniversitesi Batı Raman kampüs yolu orta refujlardaki onlarca ağaç bakımsızlık ve sulanmamaktan dolayı kurumuş vaziyette. Onlarca ağaç ise  acilen sulanmazsa kuruyacak. Kentimize üniversite okumaya yurtdışındaki çeşitli ülkelerden ile tüm illerimizden gelen öğrenciler ile velileri bu kentin birer fahri elçileridirler.  Bu manzarayı kentimize yakıştırmıyoruz. Dizboyu kuru otlar arasında sararmış, su bekleyen ağaçların sulama ve bakımları acilen yapılmalıdır. Batman kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz…”

Dedik ya, ilk intiba, görünen manzara bizim karnemiz olacak, bizden öyle söz edecekler…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...