TAŞINMAZ VE AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİN YENİDEN DEĞERLEMESİ
Yukarı
TAŞINMAZ VE AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ  KIYMETLERİN YENİDEN DEĞERLEMESİ
RAMAZAN KAYA

TAŞINMAZ VE AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİN YENİDEN DEĞERLEMESİ

Bu içerik 796 kez okundu.

Okurlara öncelikle merhaba demekle başlamak istiyorum. Makale yazımına yabancı olmamakla beraber, gazete köşesinde ilk kez köşe yazısı yazacak olmanın heyecanını yaşadığımı itiraf etmeliyim.

Hakemli ve genellikle aylık dergilerde yayımlanan makalelerim ile gazete köşesinde yazmanın farkını açıklamak için verilecek örnek, sinema ve tiyatro ayrımı olacaktır. Sanıyorum ki köşe yazarlığını bu teşbihte tiyatro olarak görmek gerekir.

Tabi geri dönüşlerle konularımız şekillendikçe ve okurlarımızla etkileşim arttıkça tiyatro sahnesinde Ferhan Şensoy (Rahmetle anıyoruz…) ustalığını yakalamak için fırsatımız olacaktır.

Bu tanışma girişimden sonra beni sizinle, yazılarımın devamında sizi benimle tanıştıracak ve birlikte yol kat edeceğimiz ilk yazım, neredeyse hepimizi yakından ilgilendiriyor.

Yapılandırma kanunu olarak bilinen 7326 sayılı kanun ile yenilenen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu Geçici 31. Maddesinden bahsediyorum.

Esasen Taşınmaz ve Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlerin Yeniden Değerlemesi ülkemiz gibi enflasyonist ülkelerde geçici maddeyle düzenlemesinin hatalı olduğunu ve kanun değişikliğiyle devamlı hale gelmesi gerektiği görüşündeyim. Enflasyonist etki dediğimiz fiyatlar, genel düzeyinde yaşanan artış ülkemizde en hızlı etkiyi maddi duran varlıklar üzerinde kendini göstermektedir.

Hal böyle olunca geçmişte aktife alınan varlıkların değerlerinin aynı kalmayacağı tabiidir. Bu konu TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları) uygulamalarında oldukça gerçekçi bir düzenlemeye sahip olup, şirket bilançolarında gerçek değeri ile kayda alınmasına olanak tanınırken, vergi uygulamalarında bu varlıklar maliyet bedeliyle değerlenmesi nedeniyle, reel değerinden uzak şekilde şirket kayıtlarında yer almaktadır.

Bilindiği üzere, vergi uygulamaları açısından amortismana tabi iktisadi kıymetler (ATİK) maliyet bedeli ile değerlenmekte ve amortisman yoluyla itfa edilmektedir. Ancak uzun itfa süreleri nedeniyle bu varlıklar gerçek değerlerinden uzaklaşmakta ve satılmaları halinde şirket kayıtlarında enflasyon etkiden arındırılmamış nominal kar yazılmak zorunda kalınmaktadır.

Bu kanun maddesinden faydalanmanın avantajı da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Kanun koyucu ÜFE hesaplamalarını dikkate almak suretiyle ATİK ve Taşınmaz değerlerinin güncel döneme uygun şekilde kaydedilmesine, satılmaları halinde elde edilen gelirlerinde bu değer üzerinden maliyetlendirilmesine izin vermektedir.

Kanun koyucunun bu madde kapsamında aradığı bir takım şartlar bulunmaktadır. Şöyle ki; tam mükellef olmak, bilanço esasına göre defter tutmak gerekmektedir. ATİK ve taşınmazlar dışında kalan varlıklar için bu madde hükmünden faydalanılamaz. Değer artışının pasifte özel fon hesabında tutulması gerekmekte olup, bu değer üzerinden %2’lik bir vergiye muhatap olunacaktır. Bu madde kapsamında faydalanma süresinin yapılandırma kanunu süresinden bağımsız olarak 31.12.2021 olduğunu da hatırlatmak gerekir.

Bu hatırlatmalardan sonra sayısal veriler ile durumu daha somut hale getirmek yerinde olacaktır.

Tam mükellefiyet esasında vergilendirilen (C) Ltd. Şti.’nin 2005 yılı Temmuz ayında 1.000.000 TL bedelle satın alarak idari faaliyetlerde kullandığı binanın 25/5/2018 tarihi itibariyle birikmiş amortisman tutarı 265.000 TL olsun. Mükellefçe, 50 yıl faydalı ömür ve %2 amortisman oranı dikkate alınarak normal amortisman usulüne göre amortisman ayırılmaktadır.

Mükellef tarafından söz konusu taşınmaz için 2018 yılı ikinci geçici vergi döneminde de amortisman ayrılmış ve 2018 yılı Ağustos ayında mevcut taşınmaz yeniden değerlemeye tabi tutulmuştur. Binanın, yeniden değerlemenin yapıldığı 2018 yılı Ağustos ayı itibarıyla birikmiş amortisman tutarı ise 270.000 TL’dir. Söz konusu taşınmaz, yeniden değerleme sonrasında amortisman ayrılmaya devam olunarak 2022 yılı Ocak ayı içerisinde 4.000.000 TL bedelle satılmıştır.

Buna göre, mezkûr binanın yeniden değerlenmesine ilişkin hesaplamalar şu şekilde olacaktır.

 

Yeniden Değerleme Oranı

Yeniden Değerlemeye Esas Tutar

Yeniden Değerlenmiş Tutar

Bina

(341,88/121,4= 2,81614)

1.000.000

2.816.140,00

Birikmiş Amortisman

(341,88/121,4= 2,81614)

265.000

746.277,10

 

Mükellef kurum, yeniden değerlemeye tabi tuttuğu taşınmazını yeni değeri üzerinden amortismana tabi tutabilecektir. Buna göre söz konusu taşınmazın maliyet bedeli 2.816.140 TL’ye çıktığından, 2018 yılı ve müteakip yıllarda ayrılacak toplam amortisman tutarı da (2.816.140 x %2 = 56.322,80 TL) olacaktır.

Değer Artışı (2.069.862,90 – 735.000 = 1.334.862,90 TL)

Ödenmesi Gereken Vergi (1.334.862,90 x 0,02 = 26.697,26 TL)

2022 yılı Ocak ayında elden çıkarılan kıymete ilişkin ortaya çıkan kazanç ise şu şekilde hesaplanacaktır;

Satış Bedeli   :                                       4.000.000,00

Maliyet Bedeli (-):                             (2.816.140,00)

Birikmiş Amortisman (+):                     957.487,60

Kar:                                                     2.141.347,60

Kanun maddesi kapsamında açıklama yaptık ve somut örneğimizi rakamlarla vurguladık. Ancak kanunun karmaşasını da almadan yazıyı sonlandırmanın yetersiz olacaktır. O halde yapılacak tablo ile karşılaştırmalı kıyas yapmaya çalışalım.

Açıklama

Değerleme Öncesi Kar

Değerleme Sonrası Kar

Kar Tutarı

3.265.000,00

2.141.347,60

Yazımızın ilk bölümünde de belirttiğimiz üzere hak ettiği değeri bulmayan kanun maddesinin ne kadar verimli olabileceğini açıklamaya çalıştık. Bundan sonra haftalık şekilde yazılarımı şekillendirmeye başlayacağım.

Tabi bunda okurlar tarafından geri dönüşler belirleyici olacaktır. Olumlu veya olumsuz geri dönüşler için şimdiden teşekkür ederim.

Ramazan Kaya - Eski Vergi Müfettişi 

Mail: ramazankaya@kinaydenetim.com

İletişim: 0554 355 51 96

Sende Yorumla...