ŞEHVET- ZEVK TERBİYESİ
Yukarı
ŞEHVET- ZEVK TERBİYESİ
Babnirli Mele Abdullah

ŞEHVET- ZEVK TERBİYESİ

Bu içerik 229 kez okundu.

Canlıların tümünde başrol oynayan vasıf zevk ve şehvettir. Bunlar kadar güçlü ve rol değiştirici nesne azdır. Elbette ki, şehvetin bir kısmı zevk olarak tarif edilmektedir. Mesela yeme, içme, uyuma gibi lezzetler de şehvetin birer parçasıdır. İster cinsellik sebebi ve tahrikçisi olan şehvet olsun ister canlının yaşamasını temin eden zevk olsun ikisi de terbiye isteyen birer muharriktir.

Terbiye dışı yaşanan şehvet ve zevk insanlık iffetini silip hayvanı derekeye düşürmektedir. Zira ateist Freud'un sınır tanımaz şehevi arzu ve felsefesi genç bir kesim insanları dinsizleştirdiği gibi edepsizleştirmiştir. Bu hayâsız felsefeden kurtuluş gerekir, Kurtarıcı bulunmazsa iffetin önündeki tüm barikatlar kaldırılıp hayvani yaşama rezaleti adet haline gelecektir.

Evet, şımarık ata benzeyen bu iki etkenin(şehvet- zevk) kendi hamili tarafından gemlenmesi lazımdır. Aksi takdirde kendi hamilini ve hamilinin içinde bulunduğu tüm insanları çıkılması mümkün olmayan badirelere sürükleyecektir. Nitekim asrımızda çektiğimiz ıstırapların tümünde terbiye edilmeyen bu iki etken başroldedir. Dinilebilir ki günümüz insanın genç kesiminin ahlakını tahrip eden, dininden uzaklaştıran terbiye edilmeyen başıboş şehvet ve zevktir.

Evet, az bir menfaat için insan öldürüp ömür boyu hapsa mahkûm olan, toplumun ve ailelerin arasına nifak ve kan davası belasını sokan, dini sahadan uzaklaştıran yegâne şey şehvet ve zevktir. Keza insanları fuhşa, iffetsizliğe ve tedavisi mümkün olmayan AIDS gibi hastalıklara mahkûm eden tek şey hudutsuz ve hayâsız şehvettir. Ne yazıktır ki, günümüzde şehvetin başıboşluğu bütün fuhuşların kapısını ardına kadar açmıştır.

Hayâ perdesini paramparça eden, iffetin değerini hiçe sayan şehevi temayüller şerefli ve namuslu insanlara da huzur bırakmamış, onlara dünyayı zindan haline getirmiştir. Evet, sokak, park, hatta meydan, dağ ve her yerde gencecik kız ve erkeklerin hiç çekinmeden ve utanmadan öpüşmeleri, zina ilişkilerin belli yerlerde aşikâr işlenmesi hudut tanımaz olmuştur. İffetli insanların bu fiiliyattan galeyana gelmesi, infial noktasına tırmanması açıktır ve tek sebebi bu ters iffetsizliklerdir. 

Acaba İffetli insan da bir gün bu hayâsızlığa alışacak mı? Biz kaç sene evvel batıya ve Avrupa'ya gider bu müstehcen manzaralar karşısında infiale gelirdik ama sonradan laubali olmaya başladık. Açıkçası çaresizlikten dolayı iffetsizlere alıştık. Bundan dolayı bizde de aynısı yaşanmaya başlandı. Buna da alışır duruma geldik.

Merhum Seyfettin Demir, (Habizbini aşireti ağası) İstanbul'da bana şunu anlattı: “Ben Bismil'den İstanbul'a taşındım, bir yere giderken baktım ki kadın- erkek karşımızda minibüste öpüşüyorlar, hemen müdahale ettim, hatta onlara saldırdım, yanımdaki adam beni zor tuttu, minibüstekiler bu çirkinliğe alıştıkları için bana ‘bu ya deli ya da sarhoştur’ demeye başladılar. Bir zaman sonra alıştım yanımdaki koltukta öpüşenleri seyir etmeye başladım." Demek iffetliler zamanla iffetsizlere alışıyormuş.

Endişeliyiz, zira basın yayın internet gibi vasıtalar, şehevi rezaletinin tümünün kapısını açıyor, hatta eşcinsellik rezaletinden serbest bahis ederek teşvik ediyor, kadının endamını sokakta sergilemesini moda, medeniyet diye ilan ediyor, dinin zafiyeti helal- haram arasındaki farkı kaldırıyor ve böylece şehvet hudut tanımaz duruma geliyor.  Kuran-ı kerim bu rezaleti yaşayan toplumlar hakkında şöyle der: “ Bir kavim kendisine emir edilen helal yaşamayı harama çevirdiği için onlara  “Ricz” indirdik” (Bakara 59)   bin Abbas der ki kurandaki bu RİCZ koronaverüs gibi bir vebadır.  Bu vebanın Allah tarafından indiği kavme bir saatte 24 bin insanı öldürmüştür. Yani O kavim, Allah’ın kendilerine emrettiği helâlı ve güzellikleri harama ve hayâsızlıklara değiştirince Allah (cc), atmosferin havasını değiştirip kötü havaya karışan Taun(korona virüs gibi) salgını onların üzerine yağdırdı, onlar havanın kirlenmesinden etkilenerek kötü havanın içindeki virüsten yok oldular. Hakka namzet ol.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...