İMANIN TADINI NE KADAR ALIYORUZ?
Yukarı
İMANIN TADINI NE KADAR ALIYORUZ?
Ekrem Tok

İMANIN TADINI NE KADAR ALIYORUZ?

Bu içerik 114 kez okundu.

Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor: “İman; kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlar ile amel etmektir.”

İmanın kelime anlamı güvenmektir, samimiyetle inanmaktır. Öyleyse önce Allah’a ve O’nun koymuş olduğu düzene güvenmeli; O’nun bizim için koyduğu kurallara içtenlikle inanmalıyız.

İman; bir şeye içten inanmak, onu kabul etmektir. Önce bizi yaratan Allah’a samimi bir şekilde inanacağız, güveneceğiz; sonra Kuran aracılığı ile bize gönderdiği mesaja uyacağız.

İmanın ilk şartı “Kelime-i şehadet”tir. Kelime-i şehadet “Allah’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammet’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna iman etmek”tir. Bizler Kelime-i şehadet ile şunu söylüyoruz: İlah olarak, kurtarıcı olarak sadece Rabb’imizi görüyoruz. O’nun karşısında boyun eğeriz, O’na secde ederiz. Hz. Muhammet O’nun elçisidir. Peygamber, ilahi emirleri, mesajı nasıl yaşamışsa biz de öyle yaşayacağız.

Kelime-i şehadet imanın temelidir. Çünkü Kelime-i şehadet ile hayatımızın merkezine Allah’ı ve Resul’ünü yerleştiriyoruz.

İmanın tam olması dil, kalp ve bedenin hep birlikte onayına bağlıdır. İlk olarak Allah’a inandığımızı dilimizle söylemeliyiz. İnsan dil ile kendini ifade eder: Duygularını, düşüncelerini, amacını, ne olduğunu, neler yapmak istediğini söyler. Allah’a iman ettiğimizi dilimizle söylemeli, Kelime-i şehadet getirerek, salavat çekerek bunu pekiştirebiliriz.

İkincisi imanımızı kalbimizle tasdik etmeliyiz. Kalp; inancın merkezidir. Bir kalpte ya iman ya da inkar vardır; ya tevhit ya da şirk vardır. O halde kalbimizde sadece Allah sevgisi, Allah aşkı olmalıdır.

Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Şu üç haslet vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını alır: Allah ve Resul’ünü her şeyden çok sevmek, bir kimseyi yalnızca Allah rızası için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar ona dönmeyi ateşe atılırcasına korkunç görmek.”

Kendimize şu soruları soralım:

-Gerçekten hayatımızda en çok Allah’ı mı seviyoruz? Yoksa malımızı, makamımızı, ailemizi mi daha çok seviyoruz?

-En çok Allah’ı seviyorsak O’nun her dediğini yapmamız gerekir. Allah’ın her dediğini yapıyor muyuz?

-Hz. Muhammet Allah’ın elçisidir ve O’nun emirlerini, vahyini yaşayan bir örnektir, rehberdir. Biz Hz. Muhammet’i kendimize rehber olarak kabul ediyor muyuz? O’nun hayatını örnek alıyor muyuz? O’nu eşimizden, çocuklarımızdan, dostlarımızdan, arkadaşlarımızdan daha fazla seviyor muyuz?

-Bir kimseyi Allah rızası için mi yoksa dünya için, menfaatimiz için mi seviyoruz? Bizim için Allah’ın rızası mı yoksa kulun rızası mı önce geliyor?

Gerçek anlamda imanın tadını almak istiyorsak kalbimizde sırasıyla Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, insan sevgisi olmalı. Sevdiğimiz insanları da Allah rızası için sevmeliyiz. Çünkü peygamberimiz başka bir hadisinde “Kim Allah için sever, Allah için nefret eder, Allah için verir, Allah için engel olursa, imanını kemale erdirmiş olur.” buyuruyor.

Nefretimiz de sevgimiz de Allah için olmalı. İyiliklerimizi Allah için, yaptığımız yardımları Allah için yapmalıyız. Kötülüklere yine Allah rızası için engel olmalıyız.

Olgun iman sahibi olmanın üçüncü şartı organlar ile amel etmektir. Yani iman amel ile kemale erer, olgunlaşır, tam olur.

Allah bize şöyle sesleniyor: “İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.”      (2;82)

Kuran’da iman ve salih amel sürekli beraber zikredilir. İmansız amel yeterli olmayacağı gibi amelsiz iman da yeterli değildir. Cennetin kapısını açmak için ikili anahtara ihtiyacımız vardır. Bunlar iman ve salih amel anahtarlarıdır.

İman sadece dilimizle “Ben Allah’a iman ediyorum.” demekle olmaz. İman üç ayaklı bir masa gibidir. Birinci ayak dilimizdir; dilimizle sürekli Allah’a olan inancımızı ifade etmeliyiz. İkinci ayak kalbimizdir. Kalbimizi küfür, şirk ve nifaktan arındırmalı; yerine tevhit, huşu ve takvayı yerleştirmeliyiz. Zaten bir kalbe Allah sevgisi tam olarak yerleşmişse o kalbin sahibi Allah’ın rızasını kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Üçüncü ayak organlarımız ve bedenimizdir. Ayak Allah için adım atmalı, el Allah için çalışmalı, nefes Allah için atmalı. Bedenimiz salih amel için yorulmalı, iyi ve yararlı işler için emek harcamalı.

Ya Rabb’im

Dilimizden ismini, kalbimizden sevgini çıkarma.

Kalbimizi rahmet yağmurlarınla yıka.

Bütün bedenimizle Sen’in yolunda olmayı nasip eyle.

Salih amellerimizi daim eyle.

Bizleri imanın tadını alanlardan eyle.

Sende Yorumla...