ÖN YARGI VE PİŞMANLIK...
Yukarı
ÖN YARGI VE PİŞMANLIK...
AYTEKİN ALPTEKİN

ÖN YARGI VE PİŞMANLIK...

Bu içerik 268 kez okundu.

Sevgili dostlar 

Bazen öyle ciddi yanılgıya düşer kişi ve kişiler hakkında yanılırız ve utanırız ki yerin dibine batarız adeta. 

Zira ön yargılı davranmamak bir konu hakkında net fikirler ve kanıtlar olmadan kişi ve kişiler hakkında yalan yanlış iddialarda bulunmak insanı bazen çok ciddi sıkıntılara sokabilir ve bazıları çok acıtır ve ciddi kırılmalara Yol açabilir size gerçek bir örnek vermek istiyorum

ABDESTSİZ NAMAZ KILDIRAN İMAM...

Yaşayanın dilinden bizzat anlatım: Yaklaşık 20 sene önceydi. Namaz kılmak için genellikle mahallemizdeki camiye giderdik. Camiimizin imamı da Şeyh Hadi isimli, mahalleli tarafından sayılıp sevilen, güvenilen bir zâttı. Günlerden bir gün akşam namazı kılmak üzere camiye biraz erken gitmiştim abdest almak için aşağı kattaki abdesthaneye indim tuvaletlerin boşalmasını beklerken kapılardan biri açıldı imam Şeyh Sadi dışarı çıktı. Selamlaşıp hal hatır sorduktan sonra hoca efendinin abdest almadan yukarı çıktığını fark ettim. 

Çok şaşırmıştım. Başka da abdest alacak yer olmadığına göre hoca nerede abdest alacak diye merak ederek peşini takib ettim hayretle hocanın abdest almadan direk camiye girip mihraba yöneldiğini gördüm. Ezan ve kameti okuyup namaz kıldırmaya başladı ve arkasında saf tutanlar da ona uyarak tekbir getirip saf bağladılar.

Ben ise yerimde donup kalmıştım. Hemen koşup, senelerdir ahbaplığımız olan Hacı Ali efendinin yanına gidip bir bir şahid olduklarımı anlattım. Bana tam güveni olan Hacı Ali de şaşkınlık içinde: "Madem hoca abdestsiz namaz kıldırıyor o halde biz de münferit kılarız" dedi. 

Derken bu hadise mahalledeki Müslümanlar arasında yayıldı. Ben ve arkadaşlarım Şeyh Hadi’nin abdestsiz namaz kıldırdığını herkese anlattık. Böylece cemaat dağıldı. Artık kimse onun arkasında namaz kılmıyordu. Bu olay onun itibarını sarstı. Ailesiyle de arası açıldı eşi onu terk etti çocukları da onu dışladılar.

O da imamlığı bırakarak şehri terk etmek zorunda kaldı. Hatta bazıları hakkında aslında Müslüman olmadığı… casusluk yaptığı ecnebi olduğu ... vs konuşmaya başladılar... ve bir daha ondan haber almadık. 

Ta ki... İki sene sonra Umreye gitmek nasib oldu. Orada hava şartlarından dolayı bir hayli hastalandım. Memleketime döndükten sonra doktora gittim hap ve iğne yazdı. Ertesi günü abdest alıp namaz kılmak üzere camiye giderken yol üzerindeki klinige uğrayıp o günkü iğnemi yaptırdım. Henüz ezan okunmamıştı tuvalete gidip iğne yeri kanamış mı diye bakmayı düşündüm Tam tuvaletten çıkıyordum ki aklıma Şeyh Hadi geldi... Birden gözlerim karardı... dünya sanki başıma yıkılır gibi olmuştu... 

Yoksa Şeyh Hadi de benim gibi iğne yerini yıkamak için mi tuvalete girmişti... yani adamcağız abdestli midi??? Aklım durmuştu sabaha kadar uyuyamadım o gece cahil ben ve benden daha cahil dindar arkadaşlarım nasıl olmuştu da bilmeden anlamadan araştırmadan ve yüzleşmeden güya Allah rızası için... Şeyh Hadi'nin haysiyetiyle oynamış itibarını beş paralık etmiş evini yıkmış eşinin çocuklarının bile onu terk edip dışlamasına yol açmıştık! Ertesi sabah onu aramaya başladım, çarşıda Hacı Ahmed isminde ıtırcı bir Zat onu biliyor dediler. Hemen gittim Nur yüzlü simasıyla beni karşıladı sorduğumda da şöyle cevap verdi: "İki sene önce idi Hadi efendi bana gelerek, çok üzgün ve dertli bir vaziyette oturdu. Ne oldu deyince de şöyle dedi: 

"YAPTIRDIGIM İGNENİN YERİNİ YIKAMAK İÇİN TUVALETE GİRMİŞTİM ABDEST BOZMAMIŞTIM. AMA BİRİLERİ BANA HİÇ SORMADAN ABDESTSİZ NAMAZ KILDIRIYOR DİYE İFTİRA ETTİLER CEMAAT DE BUNA KANIP BENİ DIŞLADILAR BANA NELER YAPILDIGINA ŞAHİD OL DİYE BUNLARI ANLATIYORUM BU ŞEHRİ TERK EDİYORUM IRAK NECEF TARAFINA GİDECEGİM dedi ve gitti bir daha da görmedim Onu...

"ALLAH'IM ben ne halt işlemişim böyle!!! Hüngür hüngür ağladım.. Tam 20 yıldır her Necef e gidip gelene Onu soruyorum ama mazlum Şeyh Hadi den hiç bir haber yok. Ve artık yerimden kımıldayamayacak kadar hastayım gidip bulabilecek helalleşebilecek halde değilim.... Evet dostlar!... Duyduklarımız ya da gördüklerimiz gerçek olsa dahi... aslı bambaşka olabilir. Bir kişi ya da olay hakkında gerçeği tam olarak bilmeden bir kanıya varmak, yorum yapmak... Zulümdür. Hakikati bilmek için bırakın bize bir başkası tarafından söyleneni... Kendi gözümüzle gördüğümüz kulağımızla duyduğumuzu dahi bizzat o şahısla konuşup tahkik etmek zorundayız... İşte vebali bu kadar ağırdır...

Etrafımızda bu gibi ve buna benzer bir çok örnek verilebilir hata birçoğunuz belki de böyle ciddi olmasana daha hafif yanılgıya uğramışızdır 

Bazılarını tamir etme özür dileme fırsatı bulamakta bazılarından bulamadık ve bu utançla kaldık 

Dedikodu yaymak kadar kötü bir alışkanlık olamaz ,bu hayattaki en kötü şey yakınınızda komşunuz da arkadaşınızda bir hata bir atıp bile varsa onu örtmek kimse bilmeden görmeden sessizce düzelmek en doğrusu olsa gerek .,

Mükemmel hiç kimse yoktur herkesin kendine özgü bir açığı bir hatası mutlak vardır 

Ön yargılı insanlar her yerde karşımıza çıkabilir çok bilir çok görmüş bu insanlar aslın da hiç edep almamış hiç okumamış ve hiç görmemiştiler 

Görmüş olsalar bilmiş olsalar zaten naifliği ve ağırbaşlılığı elden bırakmazlar kişi ve kişilerin günahını almazlar 

Siz siz olun yeterince araştırmadan asla kimsenin günahını almayın ve vicdan azabı çekmeyin 

Allah her şeyi bilendir ve her şeyi görendir… 

Sevgi ile kalın 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2020 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.