ÖĞRETMENLER
Yukarı
Advert
ÖĞRETMENLER
AYTEKİN ALPTEKİN

ÖĞRETMENLER

Bu içerik 135 kez okundu.

Bir öğretmeniniz olmalı, size hayatı, matematiği, kimyayı, edebiyatı, coğrafyayı, tarihi, hatta bazen görgü kurallarını, paylaşmayı öğreten

Bir öğretmeniniz yoksa, hayatı öğrenemezsiniz, öğrenemeyen hep geri kalır, okumayı bilmeyen nerede olduğunu bilemez.

Matematiği bilmeyen kaç yaşında olduğunu anlayamaz!

Edebiyatı bilmeyen şiir okuyamaz.

Tarihini bilmeyen nerden geldiğini bilemez.

Coğrafyayı bilmeyen vatanını bilemez.

Kimyayı bilmeyen aç ve susuz kalır. 

Yani bir öğreteni bir öğretmeni olmalı insanın, öğretmen hayatımızda bu kadar önemli.

Baş öğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü buradan saygıyla anmak istiyorum; Cumhuriyeti kurduktan sonra yaptığı inkılaplardan bir olan Latin alfabesi ile eğitimi başlatan baş öğretmen Mustafa Kemal Atatürk ülkemiz de okur yazar seviyesini artırmış kızlarında okula gönderilmesini sağlamış büyük bir önderdir. 

Ayrıca 24 kasım’ı öğretmenlere armağan etmiştir ve her yılın 24 Kasım’da öğretmenler günü kutlanmaktadır.

Bu vesile ile tüm öğretmenlerin öğretmen günümü kutlarım.

Tabi öğretmenler bunca insanı hayata yetiştirirken bin bir zorluk çekmişler ve hala da çekmektedirler..

Yani öğretmenlik sala başı al maaşı işi değil!

Çok sıkıntıları var eskiden sadece mecburi şark görevi vardı işte Doğu’da Batı’da köy ortamlarında dağda bayırda karda sıkıntılar yaşıyorlardı, okul yok, tahta yok sandalye yok, sıra yok, sınıf soğuk…

Öğrencide üst baş yok, kağıt kalem defter kitap yoktu.

Bütün bunlara rağmen öğretmenler görevlerini başarı ile icra ermiş ve bu yoklukların içinden doktorlar mühendisler öğretmenler hemşireler ve Milletvekili ve bakanlar yetiştirmeyi başarmışlardır. 

Öğretmenlerimizin bu başarısı asla tartışılmaz.

Günümüze dönersek artık çok modern okullar var, derslikte var ve kız erkek bir sürü öğrenci herkes okumak adam olmak istiyor ve her yıl yeni okullarda zil çalıyor.

Fakat bir şeyler unutuluyor… 

Öğretmenler!

Hani baş tacı etiğimiz elini öptüğümüz, üzerimizde çok emeği olan öğretmenleri unutuyoruz.

Maaşları yetersiz. 

Çalışma saatleri belirsiz. 

Her gün değişen müfredat ve her yıl değişen eğitim sistemi artık öğretmenleri adeta bezdirdi, seminerler eğitimler bir biri ardı sıra veriliyor öğrenci sanki bir müşteri ve “müşteri daima haklıdır” örnekleri veriliyor seminerlerde evet tamam öğrenci eğitime geliyor ama nasıl ana sınıftan hop birinci sınıfa, sınıfta en az 40 öğrenci ve henüz 60 aylıklar ağlayanı güleni, yaramazı, konuşanı kaçanı ne ararsanız var ve 40’a karşı bir öğretmen, yardımcı yok tek başına ve bütün sorumluluk öğretmende… “susunuz, durunuz, konuşmayınız” kimsenin umurunda değil ve bu çocuklar müfredattaki takvime yetişmek zorunda yani harfleri okumayı birinci sınıfta başarmalı kiminde defter var kalem yok, kiminde kalem var defte yok, kimi hiç bir şeyden haberi yok…

Anne ve babaları bile baş etmezken bunlardan 40-45 tanesi öğretmene teslim ediliyor.

Ama öğretmen bütün bu olumsuzlukları yenerek bu çocukları yetiştirmeyi başarıyor.

Çünkü o bir eğitici öğretici ve bir öğretmen.

Eskiler bilir, biz ilkokulda yendiğimiz cetveli, tokadı sopayı, şimdilerde bu kesinlikle yasak ve cezalar çok büyük, hatta cezaevine bile girebilir, öğretmen bu yüzden bir çocuğa şiddet uygulayamaz ve şiddete maruz bırakamaz yasak!

Bir ilkokul öğretmeni iseniz işiniz iş 

Ortaokul ve lise öğretmenleri nispeten daha rahat gözükse de aslında daha bir zor onlar için zira orta ve liselerde öğrenciler daha bir agresif daha bir disiplinsiz, son çıkan yasalar da hem öğretmen hem öğrenci için giyim kuşam özgürlüğü var, çoğu okul öğrencilere üniforma giydirme yolunu seçse de öğretmenler artık bıyıklı, sakalı ve sivil, yani kravattakım yok isteyen istediği şekilde okula gidip eğitim verebiliyor.

Bu uygulama bana yanlış geliyor aslında zira öğrenci öğretmenini mutlak örnek alır ve bir öğretmenin sınıfa dağınık bir saç sakal kıyafetle gelmesi öğrenciyi de mutlak etkiler ve öğrenci de dağınık bir şekilde sınıfa okula gelir. 

Son zamanlarda çıkarım yasalarla düz liseler kapatıldı yerine Anadolu liseleri aldı 

Ve sayısal ve sözel adı altında iki bölüm oluşturuldu ve her okulun aynı bir Üniversite sınavı gibi bir puanı var ve yapılan giriş sınavları ile okulu hak edebiliyorsunuz. 

Bu sınav sitemleri ülkemizde öyle popüler oldu ki öğretmenlik okuyan öğretmenlerin bile bir okulda çalışabilmesi atanabilmesi için sınava katılıp yüksek puanlar almak zorunda, yani artık eskisi gibi ‘üniversiteyi bitir atama ol’ yok sınava girip kazanman gerekiyor. 

Öğretmenlerin üniversite sonrası çektikleri bir çile, zira sınava iyi hazırlanmanız be iyi puan alıp beklemeniz şart, atamalar kura ile yapılmakta bazen beş sene bile bekleyebilir bir öğretmen, bunun psikolojisi aslında çok ağır ve bildiklerini unutabiliyor insan.

Öğretmen bir insanın var oluşudur 

Öğretmen bir insansın gelecekteki ışığıdır

Öğretmen bir insanın hattı boyunca unutamadığı saygı ile andığı insanların başında gelir ..

Sevgili dostlar 

Öğretmenlerimizin halını ödeyemeyiz üstümüzde büyük hakları var,  

Öğretmenlerimizin kıymetini bilelim be onları asla üzmeyelim.

Sevgi ile kalın…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2020 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.