OKUMAK
Yukarı
 OKUMAK
Muhammed Zeki Mirzaoğlu

OKUMAK

Bu içerik 214 kez okundu.

Dinimizin kitabı olan Kur’an kelimesinin anlamı bile bu konuda bizi ikna etmeli. Kur’an, “okunacak şey” demektir. İlk inen ayetin “oku” ile başlıyor olması, dinimizin okumaya ne kadar önem verdiğini anlamak için yeterli olmalıyken, maalesef bizim toplumumuzda bu kültür yerleşmedi. Allah, “içinizden iman etmiş olanlarla kendilerine ilim verilmiş bulunanların derecelerini artırır."(Zümer:9) Hz. Peygamber; “Âlimin abide (ibadet eden cahile) üstünlüğü, dolunayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir"(Ebu Davud, Nesai)diyor. Bilginlerden birine; “Neden bu kadar çok okuyorsun?” diye sormuşlar. “Bir tek ömür bana yetmediği için” cevabını vermiştir. Çünkü okuyan kimse, kitaplarını okuduğu kişilerin hayat tecrübelerinden istifade eder. Adeta birçok ömrü tek bir ömre sığdırmış olur.

Kitabın tatili olmaz keyfi olur, okumayı bırakmak ölmektir. Bilgi okumakla elde edilir; onun için Hz. Ali; “Bilgiyle dirilenler ölmez” demiştir. Terry, “Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık” verir demiştir. Ali Şeriatı; “Okuyun… Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor…” diyordu. Alexander Everett; “Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsan daha parlak olur, kullanmazsanız söner” diyor. Bundan okumanın sürekli olması anlaşılmaktadır. Bilgiyle desteklenmeyen her izzetin sonu zillettir. Sultan Fatih Mehmet’in sabahlara kadar kitap okuduğu söylenir, demek ki Fatih önce kitapları sonra İstanbul’u fethetmiştir.

            Şibli’nin anlattığına göre gemide Arnold ile seyahat ettikleri bir sırada bir arkadaşının geminin makine aksamında önemli bir aletin bozulmuş olduğunu haber verdi. Şibli der ki; Ben durumu soruşturduğumda, gerçekten kaptanın ve gemi görevlilerinin korku ve telaş içinde dolaştıklarını, onarmak için çareler araştırdıklarını gördüm. Geminin makineleri tamamen durmuştu. Havanın sürüklemesiyle gemi ağır ağır kendiliğinden seyrediyordu. Çok korktum ve hayalimde canlandırdığım kötü sonuçları düşünmeye başladım. Bu korku ve ıstırap içinde başka ne yapabilirdim ki, koşarak Arnold ’un yanına gittim. O sarada Arnold son derece rahat ve sükûnet içinde kitap okuyordu. Ben, “Olanlardan hiç haberin var mı?” diye kendisine sorduğumda “Evet, geminin makinası bozulmuş” dedi. Ben de; “Hiçbir telaş ve endişe duymuyor musun? Şimdi böyle kitap okumanın sırası mı?” dedim. Onun üzerine; “Eğer gemi batacaksa şu andaki az bir vaktin değeri çok daha da önemlidir. Bu kadar önemli ve değerli bir vakti boşa harcamak tamamen akılsızlıktır” dedi.

            Okumak özgürlüktür, kitap insanı, insan dünyayı değiştirir. “Bugün hangi diziyi izlesem?” diyen, değil, “Bugün hangi kitabı okusam?” diyen genç biri hazine olduğunun farkındadır. Beyinsiz olmak, beynin fiziksel yokluğu değildir… Beynin bilgiden mahrum bırakılması sonucu, işlevsiz hale getirilmesidir. İbn Haldun; “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür” demiştir. Kimi vardır kitapla hiç tanışmaz, kimi de vardır kitap alır okumaz. Japoncada kitap alıp okumayan kişiler için “tsundoku sendromu” kelimesi kullanılır. “Tsundoku” kelimesinin anlamı ise kitap istifleyip okumamaktır.  

Kimi de vardır ki kitap okumayı hep geciktirir. Bu tiplerin de durumu kurbağanın haline benzer; suyun üzerinde sıçrama özelliği olan kurbağalarla ilgili, bilim adamları bir deney için, bir tencere dolusu suyu ocağın üzerine koymuşlar. Suya da bir kurbağa atmışlar. Kurbağa suyun üzerinde öylece duruyormuş. Ocağı kısık ateşle yakmışlar. Su, yavaş yavaş ısınmaya başlamış. Su ısındıkça kurbağa yayılmış, gevşemiş; sıcağın verdiği rahatlığa kendini kaptırmış. Su biraz daha ısınmış. Suyun sıcaklığı arttıkça, kurbağanın vücudu gevşediği için, hareket etmekte zorlanıyormuş. Su, kaynama noktasına gelmiş; ancak kurbağanın sıçrayıp kaçacak takati kalmamış. Sıcak suyun içerisinde, rahatlığın bedelini canıyla ödemiş.

Cehaletten kurtulmak istiyorsak okumaya çok önem verelim ki esas hüviyetimize kavuşalım. Allah, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"(Zümer:9) diyor. Akif,  “Olmaz ya… Tabi… Biri insan, biri hayvan! / Öyleyse, “cehalet” denilen yüz karasından / Kurtulmaya azmetmeli baştanbaşa millet” demiştir. Allah eğitimli bir av köpeğini bile eğitimsiz köpeğe tercih etmiş ve eğitimli köpeğin avını helal, eğitimsiz köpeğin avını haram kabul etmiştir.(Maide:4)

İlim şeref kazandırıyor; Hz. Peygamber demiştir ki; “İslamiyet’i yaşatmak amacıyla ilmi öğrenmeye uğraşırken ölen kimse ile Peygamberler arasında cennette bir derecelik fark vardır."(Darimi) İbn Abbas; “İlim öğrenirken zillet çektim ama sonunda öğrenirken şeref kazandım demiştir. Onun için yediğimiz ekmek gibi içtiğimiz su gibi, aldığımız nefes gibi okumayı hayatımızın bir parçası haline getirmemiz lazım. Bana göre dünyanın en büyük yalancısı okumaya zamanım yoktur diyenlerdir. Magazin kültürü, kitleleri yanlış yola sevk eder. Malcolm X; “Eğer dikkatli olmazsanız, gazeteler sizin mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise sevmenizi sağlar” diyor. Sağlam bir akide ve toplumdaki görgü ve nezaketler de okumakla elde edilmektedir. İnsan beyni kitap sayfalarıyla şarj olmaktadır. Bundan dolayı okumaktan nasipleri olmayanlar toplumuna yüktürler. Vesselam. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2020 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.