GENÇLERE HİTABIMDIR
Yukarı
Advert
GENÇLERE HİTABIMDIR
AYTEKİN ALPTEKİN

GENÇLERE HİTABIMDIR

Bu içerik 929 kez okundu.

Sevgili dostlar 

Bazı konular veya anlatılması gereken durumlar var, her doğru her yerde söylenmez misali anlatıp anlatmama kararsızdım.

Biraz gençlere yönelik bir sitemimiz olacak…

Şu genç kardeşlerimiz yok mu bu kadar bollukta  ve refahlıkta isyan ediyor ve eleştiriyor

Hep şikayet şikayet şikayet…

Bazen onların isyanına ve şikayetlerine bir anlam veremiyorum.

Bundan 30-35 yıl önce dünyada olsalardı sanırım şimdiki yaşadıkları hayata şükürler yağdıracaklardı.

Ama o yılları yaşamadılar ki bilsinler. 

Bende bu yüzden bir kaç örnek ve hatırlatma yapayım dedim bu yazımda;

Eskiden ne yoktu?

Televizyon yoktu, sadece radyo vardı o da beli saatlerde yayın yapardı.

Önce haberler, ardından müzik biraz da folklor ve halk oyunları…

Kimseye ait bir oda yoktu, herkes aynı odada oturur ve yatardı.

Yeni kavramı hiç o dönemlerde yaşayanların hayatına girmemişti, ayakkabı bayramdan bayrama elbise bayramdan bayrama alınırdı.

Kitaplar kardeşten kardeşe geçer, elbiseler hep aynı, yemek en fazla 2 çeşitti.

Genelde büyüklerimizi konuşur tartışırdı, gençler söz hakkı yerine büyüklerin tavsiyelerini dinlerdi, ne de olsa hayat tecrübesi ve saygı vardı büyüklere karşı.

Okul vardı, evden uzak servis yok yaya gidip gelmeler, yaz-kış durmadan yürürlerdi, kışın montu ve çizmesi olan sanki valinin kaymakamın çocuğuydu, sınıflar buz gibi ortada odun veya kömür sobası vardı.

Okullarda doğru dürüst kantin yoktu, sabah kahvaltı yapılırdı öğleden sonra eve varınca öğle yemeği, bu nedenle abur-cubur ve sağlıksız yiyeceklerden uzaktı o nesil…

Çoğunun dişleri sağlamdı, sebebi çikolata, bisküvi, abur-cubur ile dişleri harap olmuyordu.

Yazın en kral içecek gazoz idi, çay bahçelerinde çay içmek idi, yazın dondurma, eskimo ve buz vardı.

Gidilebilen en uzak yer Diyarbakır, Mardin, Siirt, Gercüş veya Kozluk gibi yerlerdi...

İstanbul- İzmir bir gittin mi bir daha zor dönerdin!

Araba birkaç tane vardı, bir kaç özel zengin dışında yoktu zaten, bir ya da iki tane ticari taksi vardı koca şehirde, bisiklet ve fayton vardı… 

Hasta için ambulans çok yıllar sonra geldi.

Acil hastan mı var yetiştir yetiştirebilirsin taksi fayton yada eski jiplerden biri ile .,

Birkaç tane ekmek fırını vardı, zaten onlardan da memur kesimi faydalanırdı.

Kışın taze et yok, yazın hayvan kesilir kavurması yapılır yada tuzlanıp testiye basılır kışın yavaş yavaş çıkarılır yemeğe birkaç parça konurdu.

Kışın domates, salatalık, biber, patlıcan asla yoktu, bütün bunlar yazın kurutulur kışın yemeği yapılırdı.

Her pantolonda bir kaç yama çok doğaldı.

Kızlar evden  asla tek başına çıkmazdı, kadınlar ve kızlar erkeklerin yüzüne bakmaz konuşmaz konuşmak zorunda kalınca da  yüzü yerde gülmez sırıtmaz sakız çiğnemez sigara kullanmaz, evleneceği kimseye kendi karar vermez kısmetini beklerdi.

Okuyanı da vardı ama insanlar onlara kızkardeşleri gibi davranırdı.

Erkekler askere gidemeden adam yerine konulmaz iş verilmez kız verilmez, eli ekmek tutacak namazında niyazında olacaktı.

Kafe yok, hamburger yok, tost yok… 

Kahvede oturmak yasak, sigara yasak, okul okuldan sonra ustanın yanına sonra kuran kursuna oradan eve hepsi bu.

Sabah kahvaltıda çay vardı, zeytin sayı ile yumurta varsa ikiye bölünürdü, sabah yağı eritilir herkes ekmeğini banar  bu her gün olan bir şey değildi. Zira çok lükstü genelde mercimek çorbası veya ayran aşı dediğimiz ekmeği içine ufaktır yenen bir katkı vardı, başka da bir kahvaltı çeşidi yok hepsi bu.

Mahalle ve toplum içinde herkesin yeri beli idi.

Çocuklar bir yerde, çocukluğunu yeni atlatanlar bir yerde gençler erkekler bir yerde kızlar bir yerde anneler bir yerde babalar bir yerde bu bir gelenekti herkes haddini bilecek haddini bilmeyeni de iyi bir tokat ve azar böyle her önüne gelen fikrini söyleyemez konuşamaz sadece sorulana cevap verir o kadar.

Eğlence sosyal hayat çocuklarda saklambaç ,uçurtma, yakalamaca idi,  kızlarda ip atlama ve çizgi hepsi bu kadar bir de düğün dernek oldu mu orda varsa evlilik çağında gençler görülür bakılır ailesinden icabet alınır istenir nişan takılır ardından düğün hazırlığı ve düğün.

Genelde görücü usulü idi, zaten eski evlilikler büyüklerin onayı ve araştırması hatta duası ile olduğu için uzun sürerdi, ahde vefa ile sevgi dolu ile olurdu.

Yok öyle beğendim, beğenmedim, istemem, büyükler evet dedi mi size katlanmak düşer siz ve şansınız!

Kuaför ile ‘Brezilya Fönü’ yoktu, berberlerde 3 numara tümden kes tamam.

Kızlar ise saçlarını kendileri keserdi, bildiğini bağlar bazen de kına yapar kızıl bir hal alırdı saçları, zaten kadınların kızların saçını gören olmazdı.

Kızlar okutulmaz beşinci sınıftan sonra tamam okuma yazmayı biliyor birde sayı saymasını biliyorsa tamamdır artık okumasına gerek yok bitti.

İşsizlik bu yüzden azdı

Sonrası evlilik zaten.

Bir evde ihtiyaçlar bitmezdi, her gıdayı yan yana getirmek zahmetli bir işti, çünkü hem alım gücü azdı hem de yoktu, bir paket margarin için saatlerce sıra beklediğimi bilirim.

Bunun çayı şekeri tüpü ekmeği yani aklınıza ne gelirse bir gün var bir gün yoktu, yemek yapılacak hemen komşuya yollardı annemiz komşu varsa bir avuç şeker yada çay yada bir bardak yağ fark etmez zira; "Komşu komşunun külüne bile muhtaçtı…"

Gençlerin eli ekmek tutacak şekilde yetiştirilirdi mutlak bir atölyede yada tamirhanede marangozda kaynakçada ücretsiz çalıştırılırdı ustaya da.

"Eti senin kemiği benim denirdi"

Yani usta baba yarısı sayılırdı… 

Kızların işi de evde örgü ve dantel çeyiz işlerini öğrenmekti.

Her kızın rüyası hedefi kısmet bulmaktı yani ötesi zaten yoktu.

Öyle kızım okuyacak memur olacak avukat olacak milyonda bir  düşünceydi aile içinde.

Sevgili gençler; 

Günümüze dönersek o günlerden bu güne bayağı mesafe aldığınızı görürsünüz, hayata dair her konforunuz var, yemekler içecekler her şey var. 

Okul lise üniversite uzak yakın fark etmiyor gidiyorsunuz.

Bilgisayar cep telefonu araba ev kafe gezinti yerleri ulaşım uçak her yere rahatça gidip gelebiliyorsunuz. 

Aile büyükleri size söz ve karar hakkı tanıyor hiç bir işe evliliğe zorlamıyor kendi hür iradenizi kuşanarak istediğiniz kararınızı alıyorsunuz, seçiliyorsunuz seçiyorsunuz 

Daha ne olsun ki? 

Konuşmalarınıza bakıyorum isyan, sosyal medyada isyan yazıları nedir beklentiniz bilmiyorum ama kendimize haksızlık yapmıyor musunuz? Bence şükür edin bu çağda dünyadasınız bu kafa ile eski yukarda olsanız her halde yiyeceğiniz fırçadan hayat size zindan olurdu.

Geleceğimizin teminatı olan siz gençlerden zekanızı ve aklınızı doğru işlere vermeniz doğru yerde doğru zaman da olmanızı isteriz.

Biz sizin her şeyin hakkından gelebileceğinizi biliyoruz vaktinizi boş internet oyunları sosyal medya paylaşımları ile geçirip harcamayın bir gün gelir bu günler i ararsınız zira artık hayat anlık fırsatlara dönüştü bir anda her şey olup bitiyor… 

Hayat trenini kaçırmayın derim ben 

Sevgi ile kalın değerli gençler…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...

2020 Batman Gazetesi Inc. Tüm hakları saklıdır.