USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

RAMAZAN AYI İÇİN SON GÜNLER

RAMAZAN AYI İÇİN SON GÜNLER

Rahmet ayı Ramazan 'ın son günlerine girmiş bulunmaktayız. Bu ay, bir yıllık ihtiyaçlarımızı almak için kurulmuş bir Pazar gibidir. Heybemizi bize on bir ay yetecek şekilde hayırla hasenatla doldurmalıyız. Özellikle bu son on Gün bunun için Büyü k fırsattır.

Hz. Aişe( radiyallahu anha) şöyle demiştir: “ Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan'ın son on Günü nde, ibadet hususunda başka zamanlarda göstermediği gayreti gösterirdi.” (Müslim)

Yine Hz. Aişe(radiyallahu anha) annemiz :” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan’ın son on gününde itikafa girer ve Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın” derdi. (Buhari)

Özellikle bu son günlerde camilerde itikafa girmek peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetlerindendir. Peki nedir İtikaf? Diyanet Ansiklopedisi itikaf maddesinde şöyle açıklanır: Sözlü kte “hapsetmek, alıkoymak; bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak” anlamlarındaki akf kökünden türeyen i‘tikâf, bu mânaları yanında kişinin kendisini sıradan davranışlardan uzak tutmasını, fıkıh terimi olarak da ibadet amacıyla ve belirli bir şekilde camide kalmasını ifade eder. İ‘tikâfa giren kimseye mu‘tekif veya âkif denir.

İ‘tikâfın meşruiyeti Kur’an ve Sünnet ile sabittir. “Mescidlerde i‘tikâfta bulunduğunuz Zaman kadınlara yaklaşmayın” (el-Bakara 2/187) meâlindeki âyetle Hz. Âişe’nin, “Resûl-i Ekrem ramazanın son on gününde i‘tikâfa girerdi. O bu âdetine vefatına kadar Devam etmiştir. Sonra onun ardından hanımları i‘tikâfa girmiştir” (Buhârî, “İʿtikâf”, 1; Müslim, “İʿtikâf”, 5) şeklindeki rivayeti bunun delillerini teşkil eder. Allah’a tam bir teslimiyet içerisinde ibadet ve taatte bulunmak amacıyla zamanının belirli bir kısmını ayırması ve bu esnada meşrû bile olsa her türlü nefsânî ve şehevî arzulardan uzak durması kişinin mânen olgunlaşması için önemli vesilelerden biridir. Zorunlu ibadetlerin yanı sıra nâfile ibadetler de bu konuda önem taşımakta, dinî duygu ve düşüncenin yoğun bir şekilde yaşandığı, mümkün olduğu ölçüde maddî ilgilerden uzaklaşarak yüce yaratıcıya yönelinen bir ortam insana derin bir mânevî ufuk ve imkân sunmaktadır. Bu bakımdan i‘tikâf yalnız İslâm ümmetine has bir ibadet olmayıp vahiy geleneğine sahip hemen bütün dinlerde muhtelif şekillerde gerçekleştirilen köklü bir gelenektir; İslâmî öğreti içinde de Hz. İbrâhim ve oğlu İsmâil zamanından beri devam edegelen bir sünnet olarak bilinir. Nitekim, “İbrâhim ve İsmâil’e: Evimi onu ziyaret edenler, ibadet için orada kalanlar (âkifîn), rükû ve secde edenler için Tertemiz tutun diye ahid -emir- verdik” (el-Bakara 2/125) meâlindeki âyet bir yönüyle buna işaret etmektedir.

İ‘tikâfın camide ifa edilmesi gerekir. Hanefî ve Hanbelî mezheplerine göre cuma kılınan camilerde i‘tikâfa girmek daha faziletli olmakla beraber cemaatle beş vakit Namaz kılınan bir mescidde i‘tikâfa girmek de sahihtir. Mâlikî ve Şâfiîler’e göre ise i‘tikâf herhangi bir mescidde sahih olmakla birlikte kendisine cuma farz olan kimsenin bir hafta veya daha çok bir Süre i‘tikâf yapmayı adaması halinde cuma kılınan bir camide i‘tikâfa girmesi gerekir. Ca‘ferîler’e göre i‘tikâf cuma namazı kılınan bir camide ifa edilmelidir. Öte yandan çoğunluğa göre kadınların da erkekler gibi i‘tikâfa camide girmeleri şarttır. Hanefî fakihleri onların evin münasip bir yerinde i‘tikâfa girmelerini tercih etmiştir.

İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) itikaftaki kimse için şöyle buyurmuştur: “O, günahlardan uzak kalır ve kendisine (hayatın içinde) tüm iyilikleri yapan kimse gibi iyilikler yazılır. “ (İbn Mace)

İçinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini barındıran bu son on günde özellikle katil İsrail ve katil ABD tarafından katledilen mazlum Gazze halkına dua etmeyi ihmal etmeyelim. Rabbim bu katil sürelerinin helakına bizleri memur etsin. ÂMİN.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ