BİR İSYAN
Yukarı
BİR İSYAN
GÜLSÜM TEKİN

BİR İSYAN

Bu içerik 625 kez okundu.

Koca  bir  dünya  dünyanın  içinde  hayatlar  ve her  hayatın  içinde  birer  hikaye. Ne  çok  hikaye var ve  o  hikayelerin  içinde  ne  çok  dert  tasa , sıkıntı  var. Düşünün  koca  bir  dünya , dünyanın  içinde  bir  aile  ve  ailenin  içinde  bireyler  ve her  bireyin  içinde  sıkıntılar. Evet  sıkıntı  değil ,sıkıntılar…Zengin  kesim, fakir  kesim, cahil kesim, bilgeli  kesim, vicdanlı – vicdansız, duyarlı – duyarsız kesim  diye  sonsuz bir  kesim  vardır.

Başlayalım…

Batmanın  genel  işlek  bir  sokağında  bir  bankta  oturup  görebildiğim  yere  kadar  her  yeri  ve  her şeyi izlemeye  koyuldum. Kış  ayında  ayaklarında  terlikle  ailesini  geçindirmek  için 8-10 yaşlarında  çöp  toplayan küçük  adamlarımızı , ağrıya  mecbur  kalıp başının  üstünde  ağır  tepsiyle  simit  satan  mahcup  yüzlü  çocuklarımızı, saçlarını  tarayamamış güzeller  güzeli  sakız  ve  peçete  satan  kızlarımızı , kirliliği  umursamadan  sevgilerini köpeklerden  mahrum bırakmayıp  seven  temiz  kalpli  hayvanseverlerimizi, çöp arabalarında  en  fazla  1-2 yaş  aralığındaki  bebeklerini eski  bir  battaniye ile  sarıpişine  devam  eden  koca  yürekli  güçlü  kadınlarımızı , gelin  arabası  görüp  bahşiş  almak  için yanlarına  koşuşturan  ama  boş  dönen  umutsuz  çocuklarımızı gördüm. Sonra  olduğum  yeri  değiştirdim  ve dükkanlara  yaklaştım.Patronun   çalışanlara  köle  muamelesi yapıp  ve  çalışanların  buna  mecbur kalarak  işlerine  devam  etmelerini, bazı  mağazaların-dükkanların-kahvehanelerin halkı  kazıklamasını, ticaretten  çok  menfaatin  ön planda  olmasını  gördüm. Ve  sonra tekrar yerimi  değiştirdim. Bu  sefer  hayvanları  birbirine  dönüştüren  gençleri, Allah’ın  kendi  isteğiyle  yarattığı akli  dengesi  yerinde  olmayan  ama  temiz kalpli kişiler , bizim  deyişimizle ‘’deli kişiler’’ bu  deli insanları  korkunç  şeylere   maruz  bırakan  kişileri, arabadaki  kişinin  yayaya  yol  verdiği  için küfürlere  ve  kornaya  mecbur  kalışını , iki  kişinin  birbirine  yanlışlıkla çarpıp  neden  çarptın  diye  kavga  çıkarışlarını  gördüm. Daha  fazla  dayanamadım  ve  tekrar  yerimi  değiştirdim. Bu sefer de haksızlığa  susan  dilsiz  şeytanları  , kötüyü görüp  durdurmayanları zararlı  olan  şeyleri  devam  ettirenleri  ve  bundan  hiç  utanmayan insanları  gördüm. Bunu da  kaldıramadım ve  izlemeye  ara  vermek  istedim. Sakin  bir  yere  geçerek  oturdum  ama  gözüm  yine  bir şeylere  takıldı: Hayatlarının  tek  amacı  süslenip  püslenmiş  gibi  sürekli  gereksiz  yere  alışveriş  yapan  genç  kızları , ailenin  hoş  karşılamayacağını  bilerek  sakin  yerlerde  gizlice buluşan  ergen  sevgilileri, erkeklerin  genç  kızlara laf ile  taciz ettiklerini ve  bununla yetinmeyip  rahatsız  ettiklerini  gördüm. Aman Allah ‘ım  bu ne dedim derken  yaşlı  amcaların  gelen  gidenin  dedikodusunu yani genç  kızın  giyimini  , henüz gelişme   çağında  olan  erkek  çocuğun  saç  stilini  , araba  süren  kadını  ve  köpeğini  gezdiren genci  eleştirdiğini  duydum. Neden   dedim  en çok  sorduğum sorulardan  biri  olan’’  neden’i’’ sordum yine.İnsanlar  bu  kadar  acımasız  olmamalı. Gözlerini kötü  şeylere  yummamalı ve  elbette dillerini  kullanmalılar  bu haksızlığa  karşı. Çalışan  bir  çocuğu  giydirmek ,kıyafet  hediye  etmek  bu  kadar  zor  olmamalı. Ya da  yine  çalısan birinin  karnını  doyurmak  imkansız  olmamalı. Üşüyen  bir çocuğa  mont  almak  gözünüzde çok  büyümemeli. Başkasını  eleştirirken   dikkatli  olun. Onun  yaptığı  yanlışı  söyleyerek  sende  yanlış  yapmış  oluyorsun aslında. Eğer  konuşmaya  ve  eleştirmeye dilin varıyor  ise o zaman  yanlış  bulduğun  o şeyi  düzeltmeye de  varsın. Kalbinizi  güzel  şeyleri yapmaya  kapatmayın. Merhamet , sevgi vicdan  bunlar  hep  ücretsiz  şeyler. Bunları  kullanın çünkü emin  olun  ki yararından  başka  bir şey  yok.Yardımlaşmak , paylaşmak,merhamet etmek dünyanın en  güzel  şeyleri  değilse , nedir  en güzel  şey? O aklındaki  lüks araba mı ha  yoksa  vitrindeki o gösterişli  kıyafetler mi? Sende haklısın  aslında sağlığın  yerindeyse ,başını sokacak  bir  çatın  ve sığınacak  bir  ailen  varsa elbette  şımarıklık  edip o elit kafelerde  çay , kahve içeceksin hem de  Allah’a karşı  bir şükür bile  etmeden. Şimdi bana soracaksınız  her  şeyi  biliyorsun da  şükretmediğimizi  neye  dayanarak  söylüyorsun? Ve bende  şöyle  bir  cevap vereceğim:Eğer  bir  şükür  olarak  yardıma  muhtaç  insanlara  bir  el uzatmıyorsanız  ve çevremdeki beş kişiden üçü böyle ise işte  buna  dayanarak  söyleyebilirim. Birbirimize  yardımcı  olalım, birbirimizin  acısını  paylaşıp hafifletelim. Sevgimizi  eksik  etmeyelim çünkü biz  halkız , toplumuz, işçi  sınıfccccccıyız, köyden kente  göç eden ihtiyarların  çocuklarıyız. Birbirimizi sevelim  çünkü  bizler insanız.

Sende Yorumla...