ESKİ DEĞER
Yukarı
ESKİ DEĞER
GÜLSÜM TEKİN

ESKİ DEĞER

Bu içerik 503 kez okundu.

Batman Gazetesinin haber mutfağında, binbir emekle size haber ulaştıran bir ekip… Yazı İşleri Müdürü Halit Biliz ile yaptığımız küçük bir sohbet. Eskiden zor şartla çıkarılan gazetenin zorluğa rağmen verdiği azim…

Kendisi bizlere 20-25 sene önceyi, hatta onlardan önceki gazeteye emek verenleri şöyle anlatırdı. Eskiden  gazetede her  harf tek  tek kalıplara alınır, yazılar ya elle veyahut daktilo ile yazılırdı. Yazıları gazeteye alırken her  harfi elle dizilir gün boyu entertip denilen makine ile elle basılırdı gazeteye. Resimli haber ise daha fazla uğraş verir, adeta o günün gazetesini basmak en zor işti…

1997-98 yıllarında gazeteler siyah beyaz iken bayrama özel renkli çıkmıştı. Bizim için zafer gibiydi. Gün geldi  devran  döndü. Dayak yediğimiz , gözaltına alındığımız, faili meçhul  cinayetler, olayla, çatışmalar ile  ilgili yazdığımız haberlerden sonra akrabaların evlerinde yatardık, belki akşam gelir bizi alırlar diye. Yaşımız genç, 21 yaşında elimde kamera ve fotoğraf makinesi ile o dönemin zorluğunda haberden habere koşardık. Haberimizi ulusal basına vermek için otobüs terminaline hızlı hızlı giderdik. Örgütlerin cirit attığı, insanların sokakta infaz  edildiği, gözaltında kaybolduğu yıllarda bu işi  yaparken ‘’ acaba 30 veya 40 yaşını  görecek miyiz ?’’ diye bazen bahse girerdik. Sabah 07.00 gece 01.00 arası çalışırdık. Köylere  habere giderken minibüste yatardık. Tabii ki zor  dönemlerin ceberut haberleri tek yoktu. ‘’ Aman Allah’ım Batmandan bir kişi Tıp Fakültesini kazanmış’’ diye farklı haberler de oluyordu. Veya Batmandaki tek ambulans da bozuldu. Yetkililer acilen Batmana bir ambulans daha göndermeli, diye haberler de yazdığımız oldu. İlk kez  televizyon gören  çocuklar, Sason’un  dağlarındaki ücra mezarlarda kimlikleri  olmayan, elektrik nedir bilmeyen, ilk kez para  görenleri de  haber yaptık. Su olmayan köye su getirilmesi için yetkilileri sıkıştırdığımız yazılar ve haberler oldu. Batman ‘a  Anadolu Lisesi için yapılan haberler , “TV antenleri artık çekmiyor’’ diye halkın talepleri vs. Çocuk iken başladık bu mesleğe. İlk kez  bilgisayardan haber yazınca mutluluktan birbirimize  sarıldığımız günler  olmuştu. Fotoğraf makinesi sadece 36 poz alırdı, bugün ki gibi her şeyi çekecek lüksümüz yoktu. Kameralarımızın kasetleri ile çektiğimiz o eski ve o günlerin acayip haberlerini arşivleyecek durumumuz yoktu. Kaset direkt ulusal TV’lerin haber merkezlerine giderdi. Bu söylediklerim yaşadıklarımızın sadece kısacık bir özeti.  Yaşanmışlıklara sayfa yetmez derler ya öyle de düşünülebilir.                                                                                                                                                                                                   Ben de bu kısa özetten sonra biraz düşündüm. Mutluluk ve başarı  kavramlarını gözümüzde o kadar büyüttük ki birer kocaman kaya parçalarına dönüştüler. Şu an ne yaparsak yapalım ne mutlu  olabiliyoruz  ne de başarılı. Çünkü  hep  daha fazlasını  istiyoruz hem de elimizde ki sevincin tadını  çıkarmadan. Bir şey  için mücadele ederken ona ulaşır ulaşmaz başka hedefler başka  yollar arıyoruz. Oysaki zaman  zaten hızlı  geçiyor  bari biz durup o anı uzun kılalım. Fakat görüyoruz ki doyumsuzluk içinde ve sahip olduğumuz şeylerin değerini  bilmeden yaşıyoruz. Daha fazla sevgi , mutluluk, para şöhret… Peki sizce de bu aşırılığın  sonucunda yine  zarar görüp hayal kırıklığına uğrayan bizler değil miyiz ? Yıllar  önceki yaşantıları dinlediğimde  imrenirim hep eskilere. Eskide kalmış her şeye özenirim, aramızda kalsın biraz da kıskanırım. Küçücük şeylerin verdiği mutluluğu, gerçek sevgi ve saygıyı, dostluk ilişkilerini ve aile bağlarını, hedefine  ulaştıktan sonra ki o başarıyı ve hatta eski  yokluğu  bile kıskanırım. Yerinde  ve dozunda yaşanmış olaylar, müthiş hüsranlar, derinden hissedilen acılar ve  daha  birçok sancılı  geçen zamanlar  ,günümüzde yaşadığımız güzel anlardan çok daha güzel ve gerçekçi.Evet daha güzel çünkü hiçbir şeyin değeri yokmuşçasına  yaşıyoruz. Bunu düzeltmemiz , eski değere kavuşturmamız gerekirken üstüne basa basa daha da çıkmaza sürükleyip değersizleştiriyoruz. Neden mi, çünkü kendimize biçtiğimiz bir değer yok. O zaman kendimizden başlayalım. Bilirsiniz ki sürü psikolojisi ile hareket ederiz. Bir birey başladı mı asıl değer ve mutluluğu sevmeye , sevincini yaşamaya toplum da yavaş yavaş değer katar. Hadi o zaman başlıyoruz.

Sende Yorumla...